Birkaç kişi olmak ve havuz problemleri

Yazar olmak demek, zaten kendi başına birkaç kişi olmak demektir. Bir de buna, benim gibi aynı anda birkaç yazı disiplininde birden yazıyor, çalışıyor, düşünüyor, üretiyor olmanın farklılıklarını eklerseniz, fazladan birkaç kişi daha eklemeniz gerekir.

Zamanınızı, enerjinizi, emeğinizi, dikkatinizi, yalnızca öyküye, romana, şiire, oyuna, denemeye, incelemeye değil, hepsine birden vermeniz; bir edebiyatçı olarak dünyayla olan takip ilişkinizi hem genel anlamda, hem de her birinin tek tek kendi özel alanı üzerinden sürdürmeniz, zenginleştirici, yenileyici, zindeleştirici olduğu kadar, yorucu, ağırlaştırıcı ve yıpratıcıdır da. Hayallerinize bir türlü yetişemezsiniz.

Tabii bu arada her zaman olduğu gibi, yıllar geçer.

Yıllardan söz etmişken bir "anekdotla" sürdürelim: Benim üniversiteyi bitirdiğim, bir yandan "master"ımı yaparken, bir yandan Ankara Devlet Tiyatrosu'nda dramaturg olarak çalıştığım; şiirlerim, yazılarımla çeşitli gazete ve dergilerde sıkça göründüğüm dönemde bir ahbabım, Istanbul'da, arkadaşı olan bir tiyatrocuya, benimle tanışıp tanışmadığını ve benim hakkımda ne düşündüğünü sorar. O tiyatrocu da cevap olarak, "Sürekli onu yazacağım bunu yazacağım, deyip duruyor. Hepsi lafta! O saydıklarının hangi birini ne zaman yazabilecek ki? Bana kalırsa, pek bir şey yazamayacak biri," der.

O zaman konuşulanları yıllar sonra yazıya aktarırken cümlelerle oynamış olabilirim, ama bana anlatılan üç aşağı beş yukarı bu eksende şeylerdi. Şimdi dönüp geçmişe baktığımda, o tiyatrocunun söylediklerinde kendince haklılık payı olduğunu düşünüyor, bunca yıl sonra bu olayı alınganlık ve sitemle değil, gülümseyerek anıyorum.

Her yazarın bünyesi, huyu farklıdır. Ben, her zaman yazdıkları hakkında konuşan yazarlardan biri oldum. Yazdıklarımı sessiz sedasız yaşayamadım bir türlü. Heyecanımı, hayallerimi paylaşmayı; anlatmayı hep sevdim. Hatta birçok kez anlatırken yazmış, çoğaltmışımdır. Yazacaklarım böyle zenginleşti; kararlarımı böyle berraklaştırdım. Anlatmak bir anlamda söz vermektir: Karşınızdakine ve zamana. Ben de kendimi böyle bağladım belki. Kendiyle dolu biri olarak, kimi zaman fazla konuşmuş, insanları yormuş olabilirim. Ayrıca kendini kanıtlamış bir yazarın yazdıkları, yazacakları hakkında konuşmasıyla, daha yolun başında olan bir kalemin "monologları" herkes tarafından aynı karşılanmayabilir. Özellikle daha gençken, bunun karşı tarafta kuşku uyandırıcı bir yanı da olabilir. Ama gene de o tiyatrocunun beni, o zamanlar yeterince "görememiş" olduğuna inanıyor, o sıralar dergilerde yayımlanan ürünlerim bir yana, Mahmud ile Yezida'yı yazmış birinin, pek de gelip geçici biri olmadığını anlamış olması gerekirdi, diye düşünüyorum. Çünkü gene birçokları bana, yazdıklarım, yazacaklarım hakkında anlatıp durduklarımdan ötürü inanmışlardı. O tiyatrocunun, bugün sevdiği şair- yazarlar arasında beni sayıyor olması, zamanın armağanı olarak keyiflendiriyor beni.

Bu olayı anmamın iki nedeni var: İlki, yazacaklarıma ilişkin kendime ve okura verdiğim "sözler" in, örneğin, Murathan'95 ve Elli Parça'da "anlatıp durduklarımın" bendeki geçmişine ilişkin hoş bir anı olması nedeniyle. İkincisi de, kendi yazısının bir yere çıkıp çıkmayacağından emin olamayan genç arkadaşlarımın, bu anlamdaki var oluş kaygılarına bir parça ışık düşürmek için...

Önce ikincisinden başlayalım: Başkalarının görüşlerine, yorumlarına her zaman gereksinim duyarız. Kendini ve imzasını kanıtlamış biri olmak bile, bu gereksinimi ortadan kaldırmaz. Ama yolun başındayken, çoğunlukla bilirkişi ya da usta olarak kabul edilen birinin dikkatine sunulan birkaç yazının, birkaç şiirin, genç bir yazar, genç bir şair adayının kaderini çizmeye yeteceğine hiçbir zaman inanmadım. Bunlara gözü değen bir bilirkişinin dudağından çıkacak birkaç söze bunca bel bağlanmasını da hep biraz tehlikeli bulmuşumdur. O ediliverecek birkaç sözle, "kendine inanacak" ya da, "kendinden vazgeçecek" bir heveslinin, kendiyle ve yazıyla kurduğu ilişkinin, edebiyat yapmaya yetmeyeceğini düşünürüm. Elbette, şu söylediklerim, ustaların; bu işe gönlünü, aklını, yıllarını vermiş deneyimli birilerinin, görüşlerinin hiçbir önemi yoktur, anlamına gelmiyor. Ama kendi maceranızın yalnızca başkalarının onayları ve yargıları üzerinde yükselmeyeceğini de başından bilmeniz gerekir. Edebiyat, insandan zaman, emek ve sabır isteyen zorlu bir süreçtir. Bu çeşit kesinlemeci kararlarsa, gerekli dönemeçler alınmadan verilmez. Sonuçta, adanmadan yapılacak, arada derede idare ediliverecek işlerden biri değildir edebiyat. Onun uzun ve zahmetli yolunda kısa mesafeler için U dönüşü yoktur. Çabalarınızın, emeklerinizin, yazdıklarınızın geri dönüşleri de, kısa mesafede istediğiniz gibi olmayabilir. Hatta çoğu kez uzun mesafede bile olmayabilir. Yeteneğinizi tartmak, sürdürmek ya da vazgeçmek kararı verebilmek için, daha çok zamana, daha çok üretimde bulunmaya ve asıl zamanla kendi terazinize sahip olmaya gereksiniminiz vardır.

Yeri gelmişken ikinci "anekdot": Üniversite öğrencisiyken yazdığım ilk oyunları okuyan bir dramaturg, bana "Sen akıllı, zeki, kültürlü bir çocuksun, ama senden yazar olmaz, vakit kaybetme," demişti. Onun sözlerini dinleseydim, bugün beni tanımıyordunuz ve en azından Geyikler Lanetler yazılmamıştı. O, bunları söylerken büyük olasılıkla düşüncelerinde içtendi ve belki de iyi niyetle, hayatım hakkında vereceğim kararlarda bana zaman kazandırmak istiyordu. Peki, haklı mıydı? Bugün o oyunlara baktığımda, ben de iyi olduklarını söyleyemem onların. Kendini kanıtlama telaşında olan bir genç yazarın, bütün taşkınlıklarını, dinlendirilmemiş heyecanlarını, dönem eğrilerinin etkilerini taşıyan kusurlarını sayabilirim. Öte yandan gene onlara baktığımda, bütün olmamışlıklarına karşın, onlarda gelecek vaat eden güçlü bir yazarlık damarının bulunduğunu gördüğümü söyleyebilirim. Belli ki, o dramaturg o zamanlar bunu görememişti. Unutmayalım: Yanılgı herkes içindir. Kendi kaderinizi, başkalarının yanılgı payına emanet etmeyin! Öyle ya da böyle, bir yanılgının kurbanı olacaksanız, bu kendi yanılgınız olsun. Bu ve benzeri nedenlerle, başkalarının yazdıklarını değerlendirerek, gelecekleri hakkında söz söylemekten özellikle kaçındığım gibi, çok zaman önce aldığım bir kararla, yıllardır hiçbir ödüle katılmıyor, hiçbir jürinin üyeliğini kabul etmiyor, iktidar oyunlarının her çeşidinden uzak durmaya çalışıyorum.

Yazının başında anlattığım ilk "anekdotun" kendimle ilgili olan nedenine gelince: Birkaç kişi olarak yaşadığım bir hayatın yazmaya verdiği sözler, her seferinde istenen zamanı bulmuyor. Hayaller zamanla yarışıyor. Gerek Murathan'95, gerek Elli Parça gibi beni bağlayan sözlerden örülmüş bu özel kitaplar, zaman zaman beni okurlarımla karşı karşıya getiriyor. Kendimi, kendi kurduğum tuzağa düşmüş hissediyorum. Daha fazla beklemekten, bekletilmekten hoşlanmayan okur, verdiğim "söz"ler içinde, kendine daha yakın bulduğu işlerin, bir an önce tamamlanıp, kitaplaşmasını ve karşısına çıkmasını istiyor. Kimi Veranda'yı soruyor, kimi 995 km.'yi. Yetmezmiş gibi, Elli Parça'dan sonra, Şairin Romanı, Kadından Kentler ve diğerleri...

Ama ben de yazı ve hayal dünyamın iç ilişkileri nedeniyle biliyorum ki, kendi içinde taşıdıkları bağlantılar, malzeme benzerlikleri ve çeşitli ortaklıklar nedeniyle, aralarında bir tür akrabalık bulunan bu kitaplar, birbirlerinden malzeme çalmadan ilerlemeye özen göstererek kendi havuzlarında yavaş yavaş birikirken, bir yandan da öncelikleri konusunda kendi içlerinde bir tür zamandizini oluşturuyor, kendi "problemlerine" ilişkin havuz denklemleri yaratıyorlar. Aslında, ben, edebiyat oyunları yapayım derken, edebiyat bana oyun oynuyor.

Ne yazık ki, yazar olarak birkaç kişi olmak, birkaç kişilik ömrünüz de olacağı anlamına gelmiyor. Bir gün bunlardan birinin ortasında çekip gideceğinizi bilerek anlatmayı sürdürüyorsunuz.

"Canımı almak üzere gelen Azrail'le, pazarlık şansım olsaydı eğer; bir çeşit Faust ile Mefisto'nun pazarlığı gibi bir şansım olsaydı, bir şair, bir yazar olarak, neleri pazarlık konusu yapardım?"

Murathan'95 kitabımın "Ufuk ayarı" bölümündeki "Ölmeden önce" başlıklı yazı, bu sözlerle başlar. Şu sıralarda adı "İkinci ufuk ayarı" olan bir yazı yazarak, gerek Murathan'95'nin, gerekse Elli Parça'nın varlık nedeni olan bu verilmiş sözler hakkında bir güncellemeye giderek okuru yeniden bilgilendirme gereği duyuyor, yazı hayatımın bu havuz problemleri hakkında etraflıca söz almak istiyorum.

Biliyorum, bu da bir söz tabii, ama sözsüz de olmuyor!

Murathan Mungan




Yaz ekinoksunda paralel evrenler

Herkes için sıcak geçen bu yaz, çeşitli nedenlerle benim için iki kez, hatta üç kez sıcak geçiyor… Gündelik yaşamımda haline yoluna koymam gereken dağınık düzen onca şeyin ağırlığıyla katediyorum yazı, sıcağı, günleri... Hayır, sözü yine "Aylık Yazı"ların gecikmesine, bunun nedenlerine bağlayacak değilim; bunu artık biliyorsunuz, sanırım kabullendiniz de...

yasakmeyve'de "yükdüşüm"

İki ayda bir yayımlanan "yasakmeyve" dergisinin Temmuz-Ağustos 2010 tarihli 45. sayısında...

Varlık'ta 3 Şiir

Varlık dergisinin Temmuz 2010 tarihli 1234. sayısında...

İkinci kez Cunda Adası'nda

Murathan Mungan ilk kez "Paranın Cinleri" nedeniyle 2006 yılında konuğu olduğu Türk Edebiyatı Çevirmenleri Cunda Atölyesi'ne 20 ve 21 Haziran 2010 tarihlerinde bu kez şiirleriyle konuk oldu.

kitap-lık'ta 8 şiir

kitap-lık dergisinin Temmuz-Ağustos 2010 tarihli 140. sayısında...

Sözcükler'de bir kez daha 9 şiir

İki aylık edebiyat dergisi Sözcükler'in Temmuz - Ağustos 2010 tarihli 26. sayısında...

Yakın dostum uzak akrabam Ang Lee

Altyazı Dergisinin Mayıs 2010 tarihli 95. sayısında...

Kadından Kentler Almancada

Murathan Mungan'ın Kadından Kentler adlı öykü kitabı şubat ayı içinde Almanya'da "Städte aus Frauen" adıyla yayımlandı...

227 Sayfa'dan son notlar

İki aylık edebiyat dergisi "Notos"un Nisan - Mayıs 2010 tarihli 21. sayısında...

Katlanmış yirmi parça kâğıt

Milliyet Sanat Dergisi'nin Mart 2010 tarihli 612. sayısında...

227 Sayfa'dan Parçalar

kitap-lık dergisinin Mart 2010 tarihli 136. sayısında...

227 Sayfa'dan Notlar

Varlık dergisinin Mart 2010 tarihli 1230. sayısında...

Almancada bir söyleşi kitabı

"Akademie der Künste" ile "Goethe Institut"un ortak yapımı olan "Zeitgenössische Künstler aus der Türkei" adlı kitapta...

Yeni Kağıt Gemiler

İki aylık edebiyat dergisi "Notos"un Şubat - Mart 2010 tarihli 20. sayısında...

"Şiir Kitabım"dan 12 parça yazı

İki aylık şiir dergisi yasakmeyve'nin Ocak-Şubat 2010 tarihli 42. sayısında...

Katlanmış yirmi bir parça kâğıt

Milliyet Sanat Dergisi'nin Şubat 2010 tarihli 611. sayısında...

"Binali ile Temir" Şehir Tiyatroları'nda

Murathan Mungan'ın Cenk Hikayeleri kitabında yer alan "Binali ile Temir" adlı hikayesi Yıldırım Fikret Urağ rejisiyle Istanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Kadıköy Haldun Taner Sahnesi'nde 20 Ocak 2010 tarihinden başlayarak sahnelenmeye başlandı.

Beş kısa yazı

Kaos GL dergisinin Ocak - Şubat 2010 tarihli 110. sayısında...

Gösteri dergisi'nde üç şiir

Gösteri dergisi'nin Sonbahar (Eylül-Ekim-Kasım) 2009 tarihli 299. sayısında...

kitap-lık'ta 4 şiir

kitap-lık dergisinin Kasım 2010 tarihli 134. sayısında...

Katlanmış yirmi parça kâğıt

Milliyet Sanat Dergisi'nin Ocak 2010 tarihli 610. sayısında...

Sözcükler dergisinde yine 9 şiir

Sözcükler dergisinin Ocak - Şubat 2010 tarihli 23. sayısında...

Katlanmış altı parça kâğıt

Milliyet Sanat Dergisi'nin Aralık 2009 tarihli 609. sayısında...

Kâğıt Gemiler

ki aylık edebiyat dergisi "Notos"un Aralık 2009 - Ocak 2010 tarihli 19. sayısında...

kitap-lık'ta 6 şiir

kitap-lık dergisinin Kasım 2009 tarihli 132. sayısında...

Varlık'ta yine 4 Şiir

Varlık dergisinin Kasım 2009 tarihli 1226. sayısında...

Sözcükler'de 7 şiir

İki aylık edebiyat dergisi Sözcükler'in Kasım-Aralık 2009 tarihli 22. sayısında...

Katlanmış dokuz parça kâğıt

Milliyet Sanat Dergisi'nin Kasım 2009 tarihli 608. sayısında...

Katlanmış yirmi parça kâğıt

Milliyet Sanat Dergisi'nin Ekim 2009 tarihli 607. sayısında...

Katlanmış on üç parça kâğıt

Milliyet Sanat Dergisi'nin Eylül 2009 tarihli 606. sayısında...

"Trabzon Burması" eXchanges'da

Altbaşlığı "Journal of Literary Translation" olan eXchanges, 2003'ten beri çeviri edebiyat yayını yapan bir internet dergisidir...

"Islık"

Notos Öykü dergisinin Haziran / Temmuz 2009 tarihli 16 sayısında Murathan Mungan'ın bu yıl yayımlanacak...

Çador İtalyancada

Murathan Mungan'ın Çador adlı kitabı Fransa, Almanya'dan sonra İtalya'da da yayımlandı. İtalya'nın saygın yayınevlerinden Giunti tarafından...

"Magma" Freitext dergisinde

Almanya'nın kendini "hibrid ve transkültürel bir açıdan toplumsal, kültürel gelişimlere bakan dergi" olarak tanımlayan...

"Mehtaplı Gecelerde Hep Seni Andım" İsveççede

İsveçte yayımlanan kültür ve edebiyat dergisi Karavan'ın, bir dosya olarak Istanbul'a ve Türk Edebiyatı'na geniş ölçüde yer ayırdığı son sayısında...

"Gizli Ben" Slovencede

Slovenya'daki Sodobnost International yayınevinin yayımladığı, Türk edebiyatından derlenmiş öyküler içeren "Zgodbe Iz Turcije" adlı seçkide...

"Sizden Saklı"

Murathan Mungan'ın Mırıldandıklarım kitabında yer alan "Sizden Saklı" adlı şiirinin Barbara Aktan tarafından yapılan...

Cinen Pereyan

Murathan Mungan'ın Felat Dilgeş tarafından Kürtçeye çevrilen Paranın Cinleri kitabı...

Murathan Mungan ile Söyleşi

"Türkiye'de Eşcinsel Olmak"

Kaos GL Derneği'nin Heinrich Böll Stiftung Derneği'nin desteğiyle "Türkiye'de Eşcinsel Olmak" başlıklı proje kapsamında yürüttüğü...

Beş yıllık kalkınma programı

Çocukluğumda hükümet programlarının, bütçe görüşmelerinin, Devlet Planlama Teşkilatı açıklamalarının değişmeyen sözlerinden biriydi "beş yıllık kalkınma planı"...

Pusulamda dört ibre

Yazı yazmak için, sözünüzü çoğaltıp sürdürmek için öncelikle kendinize yüksek yalıtımlı bir dünya kurmayı öğrenmeniz; dilediğiniz zaman dışarıdaki hayata katılıp dileğinizde kendi içinize kapanmak için kurduğunuz bu dünyanın kapılarını uygun ve hızlı biçimde açıp kapamayı öğrenmeniz gerekir...

Sakin görünen bir yaz

Dışarıdan bakıldığında hayli sakin görünen bir yaz yaşıyorum. Günlerin birbirine bağlanıp giden akışında her şey dingin görünüyor. Öte yandan her zamankinden çok daha fazla çalışıyorum sanki. Bakıyorum akşam olmuş. Bakıyorum sabah olmuş. Hani yaşamınızda bazı dönemlerin farklı başlangıçlar hazırladığını sezersiniz...

Ekim 2008'de Almanya

Çador'un Almanya'da yayımlanması, Doğu Sarayı'nın cep kitabı boyutunda yeni baskısının yapılması ve Frankfurt 2008 Kitap Fuarı'nın bu yılki "tema ülke"sinin Türkiye olması nedeniyle...

Çador Almancada

Murathan Mungan'ın Çador adlı kitabı Fransa'dan sonra Almanya'da Blumenbar yayınevi tarafından yayımlandı...

Doğu Sarayı'nın karton kapak baskısı

İçinde Murathan Mungan'ın üç öykü kitabından derleyip bir araya getirdiği beş öykünün yer aldığı Doğu Sarayı adlı kitabını...

İki Öykü Bir Müzikal Sahne Performansı

Müzikal sahne performanslarıyla tanınan Almanya'nın önemli topluluklarından Con Tempo, "4. Frankfurt Sonbahar Günleri için Yeni Kompozisyonlar" başlığı altındaki şenlik kapsamında, Murathan Mungan'ın Almancada Palast des Ostens ("Doğu Sarayı") adıyla yayımlanan öykü kitabında yer alan...

Hiza Halay Haset

Birikim dergisinin Aralık 2008-Ocak 2009 tarihli 236 ve 237. sayısında ...

kitap-lık'ta 4 şiir

kitap-lık dergisinin Ocak 2009 tarihli 123. sayısında...

Varlık'ta 4 şiir

Varlık dergisinin Ocak 2009 tarihli 1216. sayısında...

Çavuş'un Sırrı

Kaos GL dergisinin Ocak-Şubat 2009 tarihli 104. sayısında...

Katlanmış on iki parça kâğıt

Milliyet Sanat Dergisi'nin Ocak 2009 tarihli 598. sayısında...

Kerim

Mühür dergisinin Ocak-Şubat 2009 tarihli 23. sayısında...

Katlanmış yedi parça kâğıt

Milliyet Sanat Dergisi'nin Aralık 2008 tarihli 597. sayısında...

Hermes'in Kayıp Sözleri

Gösteri dergisi'nin Sonbahar (Eylül-Ekim-Kasım) 2008 tarihli 295. sayısında...

Sözcükler dergisinde 10 şiir

Sözcükler dergisinin Kasım-Aralık 2008 tarihli 16. sayısında...

Katlanmış on bir parça kâğıt

Milliyet Sanat Dergisi'nin Kasım 2008 tarihli 596. sayısında...

Müsamere Toplumu

Birikim dergisinin Ekim 2008 tarihli 234. sayısında...

Kötü Adam Kötü Kadın Aşkı Üzerine Küçük Bir Film

kitap-lık dergisinin Ekim 2008 tarihli 120. sayısında...

Varlık'ta 9 şiir

Varlık dergisinin Ekim 2008 tarihli 1213. sayısında...

Eşyanın Anahtar Olması

Notos öykü dergisinin Ekim-Kasım 2008 tarihli 12. sayısında...

İşler ve Günler

Nicedir günler işlerle tanımlanıyor yaşamımda. Hep bir ara durup soluklanmayı, sakinleşmeyi bekliyor, dünyaya ve kendime yavaş gözlerle bakacağım sakin günlerin gelmesini ümit ediyorum. Olmuyor. Kendi bildiğini akıyor hayat, içinin debisini....

Katlanmış sekiz parça kâğıt

Milliyet Sanat Dergisi'nin Ekim 2008 tarihli 595. sayısında Murathan Mungan'ın "Origami" adını verdiği köşesinde...

Kar Prensi, Maske

Farklı ülkelerden ünlü yazarların, şairlerin yapıtlarının profesyonel çevirmenler tarafından İngilizceye kazandırılmasıyla bir kültürlerarası buluşma çerçevesi kurmayı amaçlayan; 1994 yılından bu yana yılda bir kez yayınlanan ve her sayısını bir temaya ayıran Two Lines dergisinin...

Katlanmış on dokuz parça kâğıt

Milliyet Sanat Dergisi'nin Eylül 2008 tarihli 594. sayısında Murathan Mungan'ın "Origami" adını verdiği köşesinde...

Çador Fransızcada

Murathan Mungan'ın Çador adlı kitabı Fransa'nın önemli ve saygın yayınevlerinden biri olan Actes Sud tarafından Jean Descat çevirisiyle 2008 nisanında Tchador adıyla yayımlandı...

Erlanger Poetenfest

Almanya'nın Erlangen kenti belediyesi Kültür Dairesi'nin her yıl düzenlediği "Erlanger Poetenfest" edebiyatın değişik alanlarında farklı biçimlerdeki arayışlara, yönelimlere yer veren ünlü bir edebiyat festivali...

Rüzgârlı günlerden sonra

Bilindiği gibi son kitabım Kadından Kentler nedeniyle 10 Nisan'da başlayıp 31 Mayıs'ta sona eren on altı kenti kuşatan geniş bir Anadolu turuna çıktım. Bu kadarı gerek basın-yayın organlarında yer alan haber ve söyleşiler nedeniyle, gerekse de sitede yayımlanan duyurulardan ötürü çoğu kişi tarafından biliniyor...

Çador Almancaya geliyor

Murathan Mungan'ın Çador adlı kitabı Fransa'dan sonra önümüzdeki aylarda Almanya'da da yayımlanıyor...

İtalyan yapımı Geyikler Lanetler İstanbul Tiyatro Festivali'nde

Istanbul Kültür Sanat Vakfı'nın düzenlediği Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivali'nin bu yılki konukları arasında İtalya'nın en önemli özel tiyatrolarından biri olarak kabul edilen Floransa'dan Arca Azzurra Teatro topluluğu da bulunuyor. Murathan Mungan'ın Geyikler Lanetler oyununu "La Maledizione del Cervo" adıyla İtalyanca olarak sahneleyecek olan Arca Azzurra Teatro

Yaz ekinoksunda paralel evrenler

Herkes için sıcak geçen bu yaz, çeşitli nedenlerle benim için iki kez, hatta üç kez sıcak geçiyor... Gündelik yaşamımda haline yoluna koymam gereken dağınık düzen onca şeyin ağırlığıyla katediyorum yazı, sıcağı, günleri... Hayır, sözü yine "Aylık Yazı"ların gecikmesine, bunun nedenlerine bağlayacak değilim; bunu artık biliyorsunuz, sanırım kabullendiniz de...

İkinci kez Cunda Adası'nda

Murathan Mungan ilk kez "Paranın Cinleri" nedeniyle 2006 yılında konuğu olduğu Türk Edebiyatı Çevirmenleri Cunda Atölyesi'ne 20 ve 21 Haziran 2010 tarihlerinde bu kez şiirleriyle konuk oldu...

Ekim 2008'de Almanya

Çador'un Almanya'da yayımlanması, Doğu Sarayı'nın cep kitabı boyutunda yeni baskısının yapılması ve Frankfurt 2008 Kitap Fuarı'nın bu yılki "tema ülke"sinin Türkiye olması nedeniyle...

2010 Sonuna Kadar Düzyazı

Başlığı biraz uzatmak adına "2010 Sonuna Kadar Dere Tepe Düzyazı" da diyebilirdim.
Kimi zaman işimle ilgili bazı yeni öneriler geliyor bana. Hemen herkese biraz esprili bir dille şu yanıtı veriyorum: "Değil yeni bir projeye kalkışmak, 2010 Sonuna kadar kimselere selam bile verecek durumda değilim."...

kitap-lık'ta 1 şiir

Kitaplık dergisinin Şubat 2008 tarihli 113. sayısında...

Bir kitap bitirdiğinde, bir köşede durduğunda

Beş yıllık bir çalışmanın sonunda Kadından Kentler'i bitirdim. Kitap formatında alınan 300 sayfaya yakın bilgisayar çıktısı duruyor şu an masamın üzerinde. Bugüne dek kim bilir kaç kez okunmuş öyküler, şimdi iki adım geri çekilerek topluca okunmanın uzak gözleriyle bir kez daha didik didik ediliyor...

Katlanmış on parça kâğıt

Milliyet Sanat Dergisi'nin Şubat 2008 tarihli 587. sayısında Murathan Mungan'ın "Origami" adını verdiği köşesinde...

Katlanmış on altı parça kâğıt

Milliyet Sanat Dergisi'nin Ocak 2008 tarihli 586. sayısında Murathan Mungan'ın "Origami" adını verdiği köşesinde...

Ormancini

Notos Öykü dergisinin Aralık 2007 tarihli 7. sayısında Murathan Mungan'ın "Ormancini" yayımlanmıştır...

"İki dağ arasında ezilmeden"

Milliyet Sanat dergisinin Aralık 2007 tarihli  585. sayısında Gülten Akın'ın...

Aralık 2007

Bugüne dek bir şair-yazar olarak yaşadım. Bugünden sonra da öyle yaşamak ve bir şair-yazar olarak ölmek isterim.
Bugüne dek hiçbir koltukta, makamda, mansıpta, iktidar çeşidinde gözüm olmadı. Günümüzün moda deyişiyle "sözde" belediye başkanlığı adaylığımla ilgili yapılan bir esprinin...

Viyana'da Okuma Programı

Avusturya'nın önemli kültür kurumlarından biri kabul edilen Alte Schmiede - Kunstverein Wien'in konuğu olarak Viyana'ya giden Murathan Mungan, 10 Kasım Cumartesi günü saat 18.00'de Theater Odeon'da Börte Sagaster'in sunumuyla katıldığı programda...

Viyana'da Sonbahar

İçinde Murathan Mungan'ın da yer aldığı Türkiye'den bir grup yazar, 8-12 Kasım 2007 tarihleri arasında Avusturya'nın önemli ve alternatif kültür kurumlarından biri kabul edilen Alte Schmiede - Kunstverein Wien'in konuğu olarak Viyana'da bir dizi okuma ve söyleşi etkinliğine katılacaklardır.

kitap-lıkta 9 şiir

kitap-lık dergisinin Kasım 2007 tarihli 110. sayısında Murathan Mungan'ın "Rıh ve Gazel"...

Edebi Maratoncu

Time Out İstanbul dergisinin Kasım 2007 tarihli 7. yıl 11. sayısında...

Başka bir yerden konuşmak

Üç ayda bir yayımlanan aralık dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2007 tarihli 1. sayısında...

Kırk Oda hikayelerinin Şehrazat'ı gibi

Tempo dergisinin 25 Ekim 2007 tarihli 43. sayısının Kitap Eki'nde...

Aşk ve Fotoğraf

Gösteri dergisinin Sonbahar (Eylül-Ekim-Kasım) 2007 tarihli 291. sayısında Murathan Mungan'ın "Aşk ve Fotoğraf" başlıklı metninden üç bölüm yayımlanmıştır...

Barselona Politik Filmler Festivali

Murathan Mungan, 27 Eylül ve 2 Ekim tarihleri arasında bu yıl üçüncüsü yapılan Barselona Politik Filmler Festivali'nde jüri üyesi olarak görev yaptı...

Kanadının Altında

Notos Öykü dergisinin Ekim-Kasım 2007 tarihli 6. sayısında Murathan Mungan'ın "Kanadının Altında" başlıklı bir metni yer almaktadır...

Sözcükler'de 8 şiir

Sözcükler dergisinin Eylül-Ekim 2007 tarihli 9. Sayısında Murathan Mungan'ın "Güzel boş", "Gözleriniz de", "Çeki", "İhmal", ...

Paranın Cinleri Yunancada

Murathan Mungan'ın Paranın Cinleri kitabı, Anthi Karra çevirisiyle nisan ayı içinde Yunanistan'da yayımlandı. Yazarın Lal Masallar, Son Istanbul, Üç Aynalı Kırk Oda, Kırk Oda, Geyikler Lanetler'den sonra, Yunanistan'da yayımlanan altıncı kitabı oluyor bu...

Asti Teatro Şenliği'nde "La Maledizione del Cervo"

Murathan Mungan'ın Geyikler Lanetler adlı oyunu İtalya'nın önemli şenliklerinden biri sayılan ve bu yıl 29.su yapılan Asti Teatro Şenliği'nde, 3 Temmuz 2007 gecesi Arca Azzurra topluluğu tarafından "La Maledizione del Cervo" adıyla sahnelendi.

Yaz Gibisi Var mı?

Murathan Mungan'ın son öyküsü "Yaz Gibisi Var mı?" adını taşıyor.

Dünyanın her yerinde entelektüeller korku nesnesidir

Altyazı dergisinin Temmuz - Ağustos 2007 tarihli 64. sayısında...

Sinema hakkında birçok şey

DIGITURK dergisinin Temmuz 2007 tarihli sayısında...

Sinemaya büyülenmek için gidiyorum

Total Film dergisinin Haziran 2007 tarihli 5. sayısında...

Filmleri hayatımızla seyrederiz

Milliyet Sanat Dergisi'nin Haziran 2007 tarihli 579. sayısında...

Zamanlarüstü İmgeler

Altyazı Dergisinin Mayıs 2007 tarihli 62. sayısında...

Görselliğin Kesinliği ve Eskittiği

Gösteri dergisinin Nisan 2007 tarihli 289. sayısında...

Geyikler Lanetler İtalya sahnelerinde

Floransa'nın önemli ve saygın topluluk- larından Arca Azzura Tiyatrosu, Murathan Mungan'ın Geyikler Lanetler oyununu...