Gişe önünde

Ortaokul sıralarımdan iki defter anımsıyorum: Biri kırmızı, diğeri lacivert, naylon kapaklı, kenarları beyaz spiral telli iki defter. Her ikisinin de başlığı, "Gördüğüm Filmler"di. Birine yerli filmleri, diğerine yabancı filmleri yazıyor, dönemin kimi gazete ve dergilerinden görüp özendiğim gibi filmlere birden beşe kadar "yıldız" veriyordum. Gene onlara özenen görsel bir düzen içinde hazırladığım defterlerin her bir sayfasında, gördüğüm filmlerin adı, oyuncuları, yönetmeni, senaristi, görüntü yönetmeni ve konusu yer alıyor, altlarına da gazete ve dergilerde okuduklarımdan öğrendiğim "bir eleştirmen üslubuyla" film hakkındaki görüşlerimi belirtiyordum. Galiba sinemayla ilgili olarak, ilk düzenli yazılarım onlardır. Sinema üzerine "yazarak düşünmeye" onlarla başladım; seyrettiklerimi anlamada ve anlamlandırmada, o zamanlar adını koymamış olsam da, "film okuması"na giden yolu bana onlar açmıştır. Seyrettiğini anımsamanın, gördüklerini bir kez daha gözden geçirmenin, ilk seyir anında gözünden kaçanları, düşünürken yakalamanın tadına ilk o yazılar sayesinde vardım. Anlamlandırmada, adlandırmada yazmanın ve yazının gücünü keşfettim. Gördüklerimizin ancak düşündükçe "görülür" olduklarını böyle öğrendim.
Ailecek Mardin ile Ankara arasında mekik dokuyarak savrulduğumuz yıllardı. O kargaşada şimdi içimi sızlatan o defterlere ne oldu, hiç bilmiyorum.
Sonradan kaç kitap yazsanız da, ilk gençliğin bazı defterlerini geri getiremiyorsunuz.


***

Önce artistleri severiz, sonra sinemayı.
Bana da öyle oldu. Sinemayı hep sevdim. Tutkuyla sevdim. Sinemayı sevmek kolaydır. Zor olan edebiyatı sevmektir.  Edebiyat sevenlerin sevdikleri sinemaysa, sanki daha farklı, daha hakiki bir sinemadır. İyi edebiyatı sevenler, sinemayı edebiyata benzetmeye çalışmazlar, edebiyattan alacaklarını almaktadırlar zaten. Sinemayı, sinema olduğu için severler; farklı bir dille konuştuğunun bilinciyle severler. Sinema yaparken edebiyata benzetmeye çalışan ya da sinema, ancak edebiyata benzediğinde sevenler edebiyatı da kötü sevenlerdir. 
Oysa sinema da, edebiyat da, "ehil ellerde" disiplinlerarası ilişkiler bağlamında birbirlerinden nasıl yararlanacaklarını, birbirlerinden ne alıp ne vereceklerini; nerede birbirine benzeyip nerede benzemeyeceklerini, nerede melezleşip geleceğe doğru yol alacaklarını iyi bilirler.


***

Sinema üstüne ilk imzalı yazılarım, daha çok tek tek filmler üzerine yazdığım alışılageldik film eleştirisi tarzında olmuştur. 1977'de ben henüz üniversite öğrencisiyken, Ankara'da yayımlanan ve o dönemin popüler "Haftalık siyasi aktüalite dergisi" olan 7 Gün'de bu çeşit yazılar yazdıktan tam on yıl sonra, 1987 yılında o sıra yayın hayatına yeni atılan "Söz" gazetesinin, editörlüğünü yaptığım "Kültür-Sanat sayfası"nda -biraz da zorunluluktan - yeniden film eleştirileri yazmaya başladım. Oysa ben, sinema üstüne yazarken bunlar yerine, daha çok toplu bir bakışı ve yaklaşımı amaçlayan; bir olgu üzerinden diğer filmlerle ilişki kurarak genel bir çerçeve yaratan; değişik yönetmenleri, filmleri, dönemleri; farklı sinema dillerini, anlatımlarını, bunlar arasında kurduğum kimi ilintiler nedeniyle, yazıya eksen seçilen bir bağlam, bir sorunsal, bir izlek çevresinde bir araya getiren, "eleştiri"den çok "deneme" tadında yazılar yazmak istemiştim. Böylelikle filmler üzerinden çoğaltılmış  bir okumaya gitmek istiyordum, ama "gazete yazısı" bunun için uygun bir "format" değildi.
Nitekim daha sonra sürekli bir hale getiremediysem de, zaman zaman tek tek filmler üzerine yazmayı sürdürdüm. Ayrıca, konusu doğrudan sinema olmadığı halde, birçok konuşmamda ve yazımda, anlattığım konu ya da ileri sürdüğüm sav gereği, sinemayı yardıma çağırdım; birçok yönetmenden, birçok filmden görüşlerimi destekleyen örnekler taşıdım. Bu anlamda seyrettiğim filmler, bir eleştiri yazısının "nesnesi"olmaktan çok, o deneme yazısı için kurduğum bir teorik çerçeve içinde zenginleştirici, destekleyici malzeme unsuru olarak yer almışlardır.


***

İlk kez Murathan '95 kitabı içinde, iki yazıdan oluşan bir bölümün başlığı olarak yer alan "KullanılmışBiletler" adının, günün birinde sinema yazılarımı bir araya getirerek gövdelenecek bir kitaba ad olacağını biliyordum. Yazı maceram biraz da, kendime verdiğim sözleri -geç de olsa- yerine getirmekten oluşmuştur. Kışkırtıcı bir hayal gücünün yedeğinde zamana ve okura verilen bu sözlerin sayısı arttıkça, gecikmeler de; kendini, yazını ve hayatı bekletmeler de kaçınılmaz oluyor.

Bugüne dek yayımlanan diğer düzyazı, deneme kitaplarım gibi, Kullanılmış Biletler de zamanla biriken dağınık yazılardan çatılmış bir toplama kitap olarak okunsun isterim. Farklı tarihlerde, çeşitli nedenlerle yazılmış, farklı yayın organlarında yayımlanmış olan bu yazılar, burada belli bir yapıt bütünlüğü, toparlayıcı bir bağlam ve sıralama içinde bir araya getirilerek sunulmaya çalışılmıştır. Bu nedenle Kullanılmış Biletler'in, konu başlıkları, hedefleri ve yol işaretleri önceden tasarlanmış, başı sonu belli bir sinema kitabı olarak değil de, kültür-sanat sorunlarıyla almaşık biçimde ilerleyen benim dağınık düzen yazı maceramın bir parçası olarak alımlanmasını yeğlerim. Bu maceranın, özellikle o gazete ve dergilerin dönemine yetişememiş yeni kuşak okurlar tarafından görülüp bilinmesini istediğimi de sözlerime eklemeliyim. En önemli toplumsal özelliklerimizden birinin bellek yitimi olduğu düşünülürse, beni ve çalışmalarımı güdüleyen bu kendini tarihlendirme, kendi arşivini yaşarken ve bildiği gibi kotarma kaygısı daha kolay anlaşılacaktır.
Aynı zamanda bu kitap, yıllardır sürdüregeldiğim, tüm yazdıklarımı farklı bağlamlarda kitaplaştırarak bir külliyat toplamına dönüştürme çabasının parçası olarak da değerlendirilebilir. Böylelikle çeşitli gazetelere, dergilere ve elbette zamana saçılmış olan yazılar, yeniden gün ışığına çıktıkları kitaplar sayesinde kaybolup gitmekten bir ölçüde kurtulmuş oluyorlar.
Bir zamanlar yazdığımız yazılar, aynı zamanda bizi "olduran" yazılardır; içinden geçtiğimiz dönemleri, konakladığımız yerleri, katettiğimiz yolu, ardımızda bıraktığımız hayatı gösterirler.

***

Elinizdeki kitabın temel düşüncesi, içeride, birinci bölümde yer alan "Üç Ölüm", "Geçtiğimiz Bahçeler", "Cinayetten Sonra Şiir" gibi yazılarda yatıyor. Bunlar, tek tek filmler üzerine söz almaktan çok, bir konu, bir tema çevresinde öbeklendirdiği kimi filmleri, oluşturduğu bağlamdan görmeye/okumaya çalışan; filmler arası ilişkilendirmeler esası üzerinde yükselen kuşatıcı yazılardır. Sinema üzerine yazmaya karar verdiğim daha ilk anda önemsediğim ve yapmaya çalıştığım şey de zaten, tek tek film eleştirileri yazmaktan çok, filmler arasında kurulmuş bağlantılar üzerinden sağlanan farklı yaklaşımlara, farklı "görülebilirlik"lere dikkat çekmekti. Unutmadan söyleyeyim: Benim bunları düşündüğüm ve hedeflediğim sıralar, günümüzde yaygın olarak kullanılan "film okumak" gibi gözde sözler, fiyakalı tanımlamalar henüz ortalarda yoktu. Ya da bu sulara ulaşmamıştı, diyelim.
Bu yazıların bazıları, o yıllarda İletişim Yayınları'nın çıkarmakta olduğu ViDEOSİNEMA gibi dönemin kimi dergilerinde yayımlanmıştır. Kültür-sanat yaşamımızda önem verdiğim bir konuya değinebilmek amacıyla özellikle belirtiyorum bunu: Kültürel dergiciliğin yaygın ve etkin olduğu o yıllarda, insanı, yazıya, yazmaya kışkırtan, yönlendiren; düşüncelerini yazıya aktarmak ve yeni düşünceler uyandırmak konusunda heves yaratan ateşleyici bir hava vardı. Ama bir süre sonra, başta sinema dergileri olmak üzere, kültür sanat dergilerinin çoğu, çeşitli nedenlerle kapanmaya, serüvenleri kesintiye uğramaya başladı. O dönemde sinema üzerine yazmak istediğim onlarca konu başlığı ve tema vardı kafamda, aldığım notlarda. Ama dergilerin üst üste kapanmak zorunda kalması, o ateşleyici havanın sönmeye yüztutması, bu yazıların arkasını getirmeme engel oldu. Örneğin, kitapta okuyacağınız 1985'te yazmaya başladığım "Cinayetten Sonra Şiir" de bunlardan biridir; bu yazıyı ancak 2005'te tamamlayabilmiş olmamın başka bir açıklaması yok çünkü. Bu gecikmeler konusundaki sorumluluk payımı azaltmaya çalışmıyorum, ama söylemeden geçemeyeceğim: Eğer o hava korunabilseydi, o dergiler varlıklarını sürdürebilselerdi, ben de kendi adıma belki sinema üzerine daha çok yazı yazmak gereği ve sorumluluğu hissedecek; bu alanda daha üretken, daha verimli olabilecektim. Eminim, elinizde tuttuğunuz bu kitap da "kendi zamanı içinde" daha çabuk birikip gövdelenerek size yıllar önce ulaşmış olacaktı.
Şunu da söylemek gerekir ki, bir ülkede gelenekselleşmiş, kurumsallaşmış süreli yayınların varlığı, yazıyı iş edinmiş kişilerin yazma edimine bir disiplin, bir süreklilik, bir tartım kazandırır; gelecek kuşakların yetişmesine ivme verir. Örneğin, edebiyat dünyamızda Varlık, Yeni Dergi, Yeni Ufuklar, Yeditepe, Dost gibi dergilerin uzun soluklu olması, yeni kuşakları heveslendirmek konusunda olsun; yeni okurların, yeni yazarların yetişmesinde olsun, az mı rol oynamıştır? Bu gecikmenin kendi payıma düşen ve sorumluluğunu üstlendiğim nedenleri dışında, kültürel atmosferimizin bu yanına kendi kitabımın oluşma macerası üzerinden dikkat çekmek istedim.
Bu gecikmeye ilişkin bir diğer nedenim de, bir yazar olarak, sinemadan önce tiyatro üzerine yazdıklarımı bir kitapta toplama düşüncesine saplantı ölçüsünde takılıp kalmış olmamdır. Ben takıntılarına saygılı olan biriyim ve hâlâ onlarla baş etmeye çalışıyorum. Nitekim, tiyatro üzerine yazdıklarımı önceden duyurmuş olduğum gibi Yanlış Koltukta Oturuyorsunuz başlıklı bir kitapta toplayamadım henüz; ama Kullanılmış Biletler  nihayet elinizde. Belki de yazarlar, sadece yazdıklarını değil, saplantılarını da gözden geçirmelidirler... En azından astrolojik yazgımın, takıntılarımla sebatım arasında bir denge tutturarak, başladığım işleri bitirmemi sağladığını söyleyebilir, kendimi bu konuda böyle avutabilirim.
Sanatın farklı disiplinlerinde, edebiyatın çeşitli türlerinde ürün veren, iştahı kabarık, merakları zengin, ilgileri dağınık biri olarak, birçok tasarımın başına gelen bu kitabın da başına geldi: Gecikti. Yola çıktığım kitaplarımın kendilerini tamamlamalarının, bir türlü önceden kararlaştırdığım tarihlerde olmamıştır. Bu nedenle onları kendi yazarlığım içinde dönemselleştirmek güçtür. İstesem de kendimi dönemselleştiremiyor, yazımla hayatım arasında sürekli "geniş zaman" kullanıyorum.

***

Günümüz okuru için biraz daha okunur hale getirmek adına yazılara değişen ölçülerde müdahale etme gereği duyduysam da, metnin harcına, uzunluğuna, formatına sadık kalarak ve temel özelliklerini koruyarak yaptığım ufak tefek düzeltmeler, ekleme ve çıkartmalar dışında köklü değişikliklere gitmedim. Dönemin havasını, söylem kiplerini mümkün olduğunca korumaya çalışırken, yazıldıkları günlerin ruhu, üzerlerinden geçen zamanın dokusu tamamen kaybolsun istemedim. Böylelikle, yalnızca o zamanlarki "kendim" hakkında değil, bir dönem ve o dönemin "yazı"sı hakkında az da olsa bir kanı uyandırmayı amaçladım.
Bazı yazılarda anlatmaktan çok bilgi vermenin ağırlık kazandığını, zaman zaman biraz eğitimci bir dil kullandığımı, o zamanlar yaygın olarak hepimizde görülen dönemin kimi gözde siyasal kavram ve terimlerini kullanma merakının öne geçtiğini gördüm. Çapak olarak gördüklerimi elimden geldiğince ayıklamaya çalıştıysam da, bazı yerler günümüze göre naif bulunabilir, bazı yazıların dönem özelliklerini fazlasıyla taşıdığı düşünülebilir. Ama şimdi ifade etme biçimim değişip çeşitlense de, temel dertlerimin değişmediğini gösteren bu yazıları, sınırlı tutulmuş düzeltmelerle bu kitaba alma gereği duydum.

***

Sayfalar ilerledikçe göreceğiniz gibi, yıllar içinde kullandığım biletlere borçlandığım bu dağınık düzen yazıları kitap çatısı altında bir araya getirirken, ilkin çeşitli başlıklar altında bir bölümlemeye gittim. Birbirine yakın duran yazıları aynı bölümde ve belli bir düzen içinde sıralamaya özen gösterdim ve buna uygun olduğunu düşündüğüm bölüm başlıklarıyla adlandırdım. Örneğin, Murathan 95'te "Kullanılmış Biletler" adlı bölümün tanıtım yazısının başlığı, bu kitaba fikrini veren yazıların yer aldığı ilk bölümün de adı oldu: "Beyazdaki Yazı Siyahtaki Kare Biletteki Tarih".
"Seyretmenin Hatırası" başlıklı bölümde yer alan yazılar, görüleceği gibi, daha çok denemeye yakın duran yazılardır.
2002 yılında "Milliyet" gazetesinin Kültür-Sanat ekinde, okuduğum kitapları, seyrettiğim filmleri, oyunları, izlediğim konserleri, katıldığım etkinlikleri konu ettiğim yazılarla "Hayat Atölyesi" başlıklı bir "tam sayfa" hazırlıyordum. İroniyle söyleyecek olursak, gazete içinde "tam sayfa" tutan bir "köşe"ydi bu. Orada yayımlanmış olan kısa sinema yazılarını, bölümün adı o sayfaya bir gönderme niteliği taşısın diye bu kitaba "Atölye Günlerim" başlığıyla aldım. Orada sözünü ettiğim filmler arasında, çok daha etraflı incelemeleri hak eden filmler vardı elbet, ama sözümü gazete sayfasının sınırlı alanı içinde tutmam gerekiyordu. Ayrıca sayfanın bütününde kurduğum, kendi içinde bir tür hız taşıyan "okur'la söyleşme" dilini, tonunu, doğal olarak bu yazılarda da sürdürmüştüm. Bu yazıları kitaba alırken, o tonu bozmadım.
Bu kitapta bir tek, "Kadife Perde" başlıklı bölümdeki "melodram" üzerine yazılar, kararlaştırılmış bir kitabın parçaları oldukları bilgisiyle ardışıklık gözetilerek yazılmışlardır. Ancak, sonradan bu kitap tasarısından vazgeçince, o yazıları bir bölüm olarak bu kitaba almaya karar verdim.
Son sözleri her zaman önemsemiş bir yazar olarak, kitabın kapanışını "şimdiki zaman" yazılarıyla ve şimdiki "sesimle" yapmak istedim ve bu son bölümün yazılarını, bu kitap için özel olarak yazdım.
Göreceğiniz gibi, yazıların çoğu doğrudan filmlerin kendi üzerlerine değil, içerdikleri olgular nedeniyle söz söylemeye kışkırttıkları alanlar üzerinedir. 
Bir film biterken perdede akan son yazılar, filmin içimizde uyandırdığı, tazelik kazandırdığı, hayata karışmayı bekleyen duygulara eşlik ederler. Özellikle her iyi film biterken, hayatın, sinemaya girmeden önceki kaldığımız yerini başka türlü canlandırıp hareketlendirir. Filmin üzerimizde bıraktığı büyülü bir sisle sinemadan çıkıp sokağa karışırken, bunu derinden hissederiz. En azından bir sonraki filme kadar hayatın başka türlü geçeceğini sanırız.
Umarım "Son Yazılar", daha nice filme, nice hayata ilişkin yolumuz olduğunun kıvılcımlarını barındırıyor, okuyanları yeni hayallere kışkırtıyordur.

***

Yetişme çağlarımda sinemayı aynı zamanda bir "bilgi alanı" olarak sevmemde katkısı olmuş birçok kişi, kitap, dergi ve kurum vardır. O yıllarda başlı başına bir okul olan Nijat Özön'ün kitapları, Elif Kitabevi'nin sinema dizisi, hâlâ kitaplığımın bir yerinde özenle sakladığım Bilgi Yayınevi'nin ince, uzun, yakışıklı film senaryoları dizisi, "Ses" mecmuası, "Hey" dergisi; "Yeni Sinema"dan, "Yedinci Sanat"tan başlayarak sayabileceğim birçok dergi, birçok sinema insanı, eleştirmen, kalem erbabı ve elbette yıllardır başlı başına bir seyir eğitimi görevi üstlenmiş olan Istanbul Kültür Sanat Vakfı'nın "Sinema Günleri"...
Kültürel sürekliliği kesintiye, ihmale, bozguna uğrayan bir toplumda bellek tazelemeyi, hatır yenilemeyi önemli bulan biri olarak, gönül borcu duyduğum, çocukluğumu, ilk gençliğimi çiçeklendirmiş birçok kurum, kuruluş, birçok ad. Kısacası, ben bu biletleri kullanırken gözlerimde hakkı olanlar. Teşekkür ederim.




Yaz ekinoksunda paralel evrenler

Herkes için sıcak geçen bu yaz, çeşitli nedenlerle benim için iki kez, hatta üç kez sıcak geçiyor… Gündelik yaşamımda haline yoluna koymam gereken dağınık düzen onca şeyin ağırlığıyla katediyorum yazı, sıcağı, günleri... Hayır, sözü yine "Aylık Yazı"ların gecikmesine, bunun nedenlerine bağlayacak değilim; bunu artık biliyorsunuz, sanırım kabullendiniz de...

yasakmeyve'de "yükdüşüm"

İki ayda bir yayımlanan "yasakmeyve" dergisinin Temmuz-Ağustos 2010 tarihli 45. sayısında...

Varlık'ta 3 Şiir

Varlık dergisinin Temmuz 2010 tarihli 1234. sayısında...

İkinci kez Cunda Adası'nda

Murathan Mungan ilk kez "Paranın Cinleri" nedeniyle 2006 yılında konuğu olduğu Türk Edebiyatı Çevirmenleri Cunda Atölyesi'ne 20 ve 21 Haziran 2010 tarihlerinde bu kez şiirleriyle konuk oldu.

kitap-lık'ta 8 şiir

kitap-lık dergisinin Temmuz-Ağustos 2010 tarihli 140. sayısında...

Sözcükler'de bir kez daha 9 şiir

İki aylık edebiyat dergisi Sözcükler'in Temmuz - Ağustos 2010 tarihli 26. sayısında...

Yakın dostum uzak akrabam Ang Lee

Altyazı Dergisinin Mayıs 2010 tarihli 95. sayısında...

Kadından Kentler Almancada

Murathan Mungan'ın Kadından Kentler adlı öykü kitabı şubat ayı içinde Almanya'da "Städte aus Frauen" adıyla yayımlandı...

227 Sayfa'dan son notlar

İki aylık edebiyat dergisi "Notos"un Nisan - Mayıs 2010 tarihli 21. sayısında...

Katlanmış yirmi parça kâğıt

Milliyet Sanat Dergisi'nin Mart 2010 tarihli 612. sayısında...

227 Sayfa'dan Parçalar

kitap-lık dergisinin Mart 2010 tarihli 136. sayısında...

227 Sayfa'dan Notlar

Varlık dergisinin Mart 2010 tarihli 1230. sayısında...

Almancada bir söyleşi kitabı

"Akademie der Künste" ile "Goethe Institut"un ortak yapımı olan "Zeitgenössische Künstler aus der Türkei" adlı kitapta...

Yeni Kağıt Gemiler

İki aylık edebiyat dergisi "Notos"un Şubat - Mart 2010 tarihli 20. sayısında...

"Şiir Kitabım"dan 12 parça yazı

İki aylık şiir dergisi yasakmeyve'nin Ocak-Şubat 2010 tarihli 42. sayısında...

Katlanmış yirmi bir parça kâğıt

Milliyet Sanat Dergisi'nin Şubat 2010 tarihli 611. sayısında...

"Binali ile Temir" Şehir Tiyatroları'nda

Murathan Mungan'ın Cenk Hikayeleri kitabında yer alan "Binali ile Temir" adlı hikayesi Yıldırım Fikret Urağ rejisiyle Istanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Kadıköy Haldun Taner Sahnesi'nde 20 Ocak 2010 tarihinden başlayarak sahnelenmeye başlandı.

Beş kısa yazı

Kaos GL dergisinin Ocak - Şubat 2010 tarihli 110. sayısında...

Gösteri dergisi'nde üç şiir

Gösteri dergisi'nin Sonbahar (Eylül-Ekim-Kasım) 2009 tarihli 299. sayısında...

kitap-lık'ta 4 şiir

kitap-lık dergisinin Kasım 2010 tarihli 134. sayısında...

Katlanmış yirmi parça kâğıt

Milliyet Sanat Dergisi'nin Ocak 2010 tarihli 610. sayısında...

Sözcükler dergisinde yine 9 şiir

Sözcükler dergisinin Ocak - Şubat 2010 tarihli 23. sayısında...

Katlanmış altı parça kâğıt

Milliyet Sanat Dergisi'nin Aralık 2009 tarihli 609. sayısında...

Kâğıt Gemiler

ki aylık edebiyat dergisi "Notos"un Aralık 2009 - Ocak 2010 tarihli 19. sayısında...

kitap-lık'ta 6 şiir

kitap-lık dergisinin Kasım 2009 tarihli 132. sayısında...

Varlık'ta yine 4 Şiir

Varlık dergisinin Kasım 2009 tarihli 1226. sayısında...

Sözcükler'de 7 şiir

İki aylık edebiyat dergisi Sözcükler'in Kasım-Aralık 2009 tarihli 22. sayısında...

Katlanmış dokuz parça kâğıt

Milliyet Sanat Dergisi'nin Kasım 2009 tarihli 608. sayısında...

Katlanmış yirmi parça kâğıt

Milliyet Sanat Dergisi'nin Ekim 2009 tarihli 607. sayısında...

Katlanmış on üç parça kâğıt

Milliyet Sanat Dergisi'nin Eylül 2009 tarihli 606. sayısında...

"Trabzon Burması" eXchanges'da

Altbaşlığı "Journal of Literary Translation" olan eXchanges, 2003'ten beri çeviri edebiyat yayını yapan bir internet dergisidir...

"Islık"

Notos Öykü dergisinin Haziran / Temmuz 2009 tarihli 16 sayısında Murathan Mungan'ın bu yıl yayımlanacak...

Çador İtalyancada

Murathan Mungan'ın Çador adlı kitabı Fransa, Almanya'dan sonra İtalya'da da yayımlandı. İtalya'nın saygın yayınevlerinden Giunti tarafından...

"Magma" Freitext dergisinde

Almanya'nın kendini "hibrid ve transkültürel bir açıdan toplumsal, kültürel gelişimlere bakan dergi" olarak tanımlayan...

"Mehtaplı Gecelerde Hep Seni Andım" İsveççede

İsveçte yayımlanan kültür ve edebiyat dergisi Karavan'ın, bir dosya olarak Istanbul'a ve Türk Edebiyatı'na geniş ölçüde yer ayırdığı son sayısında...

"Gizli Ben" Slovencede

Slovenya'daki Sodobnost International yayınevinin yayımladığı, Türk edebiyatından derlenmiş öyküler içeren "Zgodbe Iz Turcije" adlı seçkide...

"Sizden Saklı"

Murathan Mungan'ın Mırıldandıklarım kitabında yer alan "Sizden Saklı" adlı şiirinin Barbara Aktan tarafından yapılan...

Cinen Pereyan

Murathan Mungan'ın Felat Dilgeş tarafından Kürtçeye çevrilen Paranın Cinleri kitabı...

Murathan Mungan ile Söyleşi

"Türkiye'de Eşcinsel Olmak"

Kaos GL Derneği'nin Heinrich Böll Stiftung Derneği'nin desteğiyle "Türkiye'de Eşcinsel Olmak" başlıklı proje kapsamında yürüttüğü...

Beş yıllık kalkınma programı

Çocukluğumda hükümet programlarının, bütçe görüşmelerinin, Devlet Planlama Teşkilatı açıklamalarının değişmeyen sözlerinden biriydi "beş yıllık kalkınma planı"...

Pusulamda dört ibre

Yazı yazmak için, sözünüzü çoğaltıp sürdürmek için öncelikle kendinize yüksek yalıtımlı bir dünya kurmayı öğrenmeniz; dilediğiniz zaman dışarıdaki hayata katılıp dileğinizde kendi içinize kapanmak için kurduğunuz bu dünyanın kapılarını uygun ve hızlı biçimde açıp kapamayı öğrenmeniz gerekir...

Sakin görünen bir yaz

Dışarıdan bakıldığında hayli sakin görünen bir yaz yaşıyorum. Günlerin birbirine bağlanıp giden akışında her şey dingin görünüyor. Öte yandan her zamankinden çok daha fazla çalışıyorum sanki. Bakıyorum akşam olmuş. Bakıyorum sabah olmuş. Hani yaşamınızda bazı dönemlerin farklı başlangıçlar hazırladığını sezersiniz...

Ekim 2008'de Almanya

Çador'un Almanya'da yayımlanması, Doğu Sarayı'nın cep kitabı boyutunda yeni baskısının yapılması ve Frankfurt 2008 Kitap Fuarı'nın bu yılki "tema ülke"sinin Türkiye olması nedeniyle...

Çador Almancada

Murathan Mungan'ın Çador adlı kitabı Fransa'dan sonra Almanya'da Blumenbar yayınevi tarafından yayımlandı...

Doğu Sarayı'nın karton kapak baskısı

İçinde Murathan Mungan'ın üç öykü kitabından derleyip bir araya getirdiği beş öykünün yer aldığı Doğu Sarayı adlı kitabını...

İki Öykü Bir Müzikal Sahne Performansı

Müzikal sahne performanslarıyla tanınan Almanya'nın önemli topluluklarından Con Tempo, "4. Frankfurt Sonbahar Günleri için Yeni Kompozisyonlar" başlığı altındaki şenlik kapsamında, Murathan Mungan'ın Almancada Palast des Ostens ("Doğu Sarayı") adıyla yayımlanan öykü kitabında yer alan...

Hiza Halay Haset

Birikim dergisinin Aralık 2008-Ocak 2009 tarihli 236 ve 237. sayısında ...

kitap-lık'ta 4 şiir

kitap-lık dergisinin Ocak 2009 tarihli 123. sayısında...

Varlık'ta 4 şiir

Varlık dergisinin Ocak 2009 tarihli 1216. sayısında...

Çavuş'un Sırrı

Kaos GL dergisinin Ocak-Şubat 2009 tarihli 104. sayısında...

Katlanmış on iki parça kâğıt

Milliyet Sanat Dergisi'nin Ocak 2009 tarihli 598. sayısında...

Kerim

Mühür dergisinin Ocak-Şubat 2009 tarihli 23. sayısında...

Katlanmış yedi parça kâğıt

Milliyet Sanat Dergisi'nin Aralık 2008 tarihli 597. sayısında...

Hermes'in Kayıp Sözleri

Gösteri dergisi'nin Sonbahar (Eylül-Ekim-Kasım) 2008 tarihli 295. sayısında...

Sözcükler dergisinde 10 şiir

Sözcükler dergisinin Kasım-Aralık 2008 tarihli 16. sayısında...

Katlanmış on bir parça kâğıt

Milliyet Sanat Dergisi'nin Kasım 2008 tarihli 596. sayısında...

Müsamere Toplumu

Birikim dergisinin Ekim 2008 tarihli 234. sayısında...

Kötü Adam Kötü Kadın Aşkı Üzerine Küçük Bir Film

kitap-lık dergisinin Ekim 2008 tarihli 120. sayısında...

Varlık'ta 9 şiir

Varlık dergisinin Ekim 2008 tarihli 1213. sayısında...

Eşyanın Anahtar Olması

Notos öykü dergisinin Ekim-Kasım 2008 tarihli 12. sayısında...

İşler ve Günler

Nicedir günler işlerle tanımlanıyor yaşamımda. Hep bir ara durup soluklanmayı, sakinleşmeyi bekliyor, dünyaya ve kendime yavaş gözlerle bakacağım sakin günlerin gelmesini ümit ediyorum. Olmuyor. Kendi bildiğini akıyor hayat, içinin debisini....

Katlanmış sekiz parça kâğıt

Milliyet Sanat Dergisi'nin Ekim 2008 tarihli 595. sayısında Murathan Mungan'ın "Origami" adını verdiği köşesinde...

Kar Prensi, Maske

Farklı ülkelerden ünlü yazarların, şairlerin yapıtlarının profesyonel çevirmenler tarafından İngilizceye kazandırılmasıyla bir kültürlerarası buluşma çerçevesi kurmayı amaçlayan; 1994 yılından bu yana yılda bir kez yayınlanan ve her sayısını bir temaya ayıran Two Lines dergisinin...

Katlanmış on dokuz parça kâğıt

Milliyet Sanat Dergisi'nin Eylül 2008 tarihli 594. sayısında Murathan Mungan'ın "Origami" adını verdiği köşesinde...

Çador Fransızcada

Murathan Mungan'ın Çador adlı kitabı Fransa'nın önemli ve saygın yayınevlerinden biri olan Actes Sud tarafından Jean Descat çevirisiyle 2008 nisanında Tchador adıyla yayımlandı...

Erlanger Poetenfest

Almanya'nın Erlangen kenti belediyesi Kültür Dairesi'nin her yıl düzenlediği "Erlanger Poetenfest" edebiyatın değişik alanlarında farklı biçimlerdeki arayışlara, yönelimlere yer veren ünlü bir edebiyat festivali...

Rüzgârlı günlerden sonra

Bilindiği gibi son kitabım Kadından Kentler nedeniyle 10 Nisan'da başlayıp 31 Mayıs'ta sona eren on altı kenti kuşatan geniş bir Anadolu turuna çıktım. Bu kadarı gerek basın-yayın organlarında yer alan haber ve söyleşiler nedeniyle, gerekse de sitede yayımlanan duyurulardan ötürü çoğu kişi tarafından biliniyor...

Çador Almancaya geliyor

Murathan Mungan'ın Çador adlı kitabı Fransa'dan sonra önümüzdeki aylarda Almanya'da da yayımlanıyor...

İtalyan yapımı Geyikler Lanetler İstanbul Tiyatro Festivali'nde

Istanbul Kültür Sanat Vakfı'nın düzenlediği Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivali'nin bu yılki konukları arasında İtalya'nın en önemli özel tiyatrolarından biri olarak kabul edilen Floransa'dan Arca Azzurra Teatro topluluğu da bulunuyor. Murathan Mungan'ın Geyikler Lanetler oyununu "La Maledizione del Cervo" adıyla İtalyanca olarak sahneleyecek olan Arca Azzurra Teatro

Yaz ekinoksunda paralel evrenler

Herkes için sıcak geçen bu yaz, çeşitli nedenlerle benim için iki kez, hatta üç kez sıcak geçiyor... Gündelik yaşamımda haline yoluna koymam gereken dağınık düzen onca şeyin ağırlığıyla katediyorum yazı, sıcağı, günleri... Hayır, sözü yine "Aylık Yazı"ların gecikmesine, bunun nedenlerine bağlayacak değilim; bunu artık biliyorsunuz, sanırım kabullendiniz de...

İkinci kez Cunda Adası'nda

Murathan Mungan ilk kez "Paranın Cinleri" nedeniyle 2006 yılında konuğu olduğu Türk Edebiyatı Çevirmenleri Cunda Atölyesi'ne 20 ve 21 Haziran 2010 tarihlerinde bu kez şiirleriyle konuk oldu...

Ekim 2008'de Almanya

Çador'un Almanya'da yayımlanması, Doğu Sarayı'nın cep kitabı boyutunda yeni baskısının yapılması ve Frankfurt 2008 Kitap Fuarı'nın bu yılki "tema ülke"sinin Türkiye olması nedeniyle...

2010 Sonuna Kadar Düzyazı

Başlığı biraz uzatmak adına "2010 Sonuna Kadar Dere Tepe Düzyazı" da diyebilirdim.
Kimi zaman işimle ilgili bazı yeni öneriler geliyor bana. Hemen herkese biraz esprili bir dille şu yanıtı veriyorum: "Değil yeni bir projeye kalkışmak, 2010 Sonuna kadar kimselere selam bile verecek durumda değilim."...

kitap-lık'ta 1 şiir

Kitaplık dergisinin Şubat 2008 tarihli 113. sayısında...

Bir kitap bitirdiğinde, bir köşede durduğunda

Beş yıllık bir çalışmanın sonunda Kadından Kentler'i bitirdim. Kitap formatında alınan 300 sayfaya yakın bilgisayar çıktısı duruyor şu an masamın üzerinde. Bugüne dek kim bilir kaç kez okunmuş öyküler, şimdi iki adım geri çekilerek topluca okunmanın uzak gözleriyle bir kez daha didik didik ediliyor...

Katlanmış on parça kâğıt

Milliyet Sanat Dergisi'nin Şubat 2008 tarihli 587. sayısında Murathan Mungan'ın "Origami" adını verdiği köşesinde...

Katlanmış on altı parça kâğıt

Milliyet Sanat Dergisi'nin Ocak 2008 tarihli 586. sayısında Murathan Mungan'ın "Origami" adını verdiği köşesinde...

Ormancini

Notos Öykü dergisinin Aralık 2007 tarihli 7. sayısında Murathan Mungan'ın "Ormancini" yayımlanmıştır...

"İki dağ arasında ezilmeden"

Milliyet Sanat dergisinin Aralık 2007 tarihli  585. sayısında Gülten Akın'ın...

Aralık 2007

Bugüne dek bir şair-yazar olarak yaşadım. Bugünden sonra da öyle yaşamak ve bir şair-yazar olarak ölmek isterim.
Bugüne dek hiçbir koltukta, makamda, mansıpta, iktidar çeşidinde gözüm olmadı. Günümüzün moda deyişiyle "sözde" belediye başkanlığı adaylığımla ilgili yapılan bir esprinin...

Viyana'da Okuma Programı

Avusturya'nın önemli kültür kurumlarından biri kabul edilen Alte Schmiede - Kunstverein Wien'in konuğu olarak Viyana'ya giden Murathan Mungan, 10 Kasım Cumartesi günü saat 18.00'de Theater Odeon'da Börte Sagaster'in sunumuyla katıldığı programda...

Viyana'da Sonbahar

İçinde Murathan Mungan'ın da yer aldığı Türkiye'den bir grup yazar, 8-12 Kasım 2007 tarihleri arasında Avusturya'nın önemli ve alternatif kültür kurumlarından biri kabul edilen Alte Schmiede - Kunstverein Wien'in konuğu olarak Viyana'da bir dizi okuma ve söyleşi etkinliğine katılacaklardır.

kitap-lıkta 9 şiir

kitap-lık dergisinin Kasım 2007 tarihli 110. sayısında Murathan Mungan'ın "Rıh ve Gazel"...

Edebi Maratoncu

Time Out İstanbul dergisinin Kasım 2007 tarihli 7. yıl 11. sayısında...

Başka bir yerden konuşmak

Üç ayda bir yayımlanan aralık dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2007 tarihli 1. sayısında...

Kırk Oda hikayelerinin Şehrazat'ı gibi

Tempo dergisinin 25 Ekim 2007 tarihli 43. sayısının Kitap Eki'nde...

Aşk ve Fotoğraf

Gösteri dergisinin Sonbahar (Eylül-Ekim-Kasım) 2007 tarihli 291. sayısında Murathan Mungan'ın "Aşk ve Fotoğraf" başlıklı metninden üç bölüm yayımlanmıştır...

Barselona Politik Filmler Festivali

Murathan Mungan, 27 Eylül ve 2 Ekim tarihleri arasında bu yıl üçüncüsü yapılan Barselona Politik Filmler Festivali'nde jüri üyesi olarak görev yaptı...

Kanadının Altında

Notos Öykü dergisinin Ekim-Kasım 2007 tarihli 6. sayısında Murathan Mungan'ın "Kanadının Altında" başlıklı bir metni yer almaktadır...

Sözcükler'de 8 şiir

Sözcükler dergisinin Eylül-Ekim 2007 tarihli 9. Sayısında Murathan Mungan'ın "Güzel boş", "Gözleriniz de", "Çeki", "İhmal", ...

Paranın Cinleri Yunancada

Murathan Mungan'ın Paranın Cinleri kitabı, Anthi Karra çevirisiyle nisan ayı içinde Yunanistan'da yayımlandı. Yazarın Lal Masallar, Son Istanbul, Üç Aynalı Kırk Oda, Kırk Oda, Geyikler Lanetler'den sonra, Yunanistan'da yayımlanan altıncı kitabı oluyor bu...

Asti Teatro Şenliği'nde "La Maledizione del Cervo"

Murathan Mungan'ın Geyikler Lanetler adlı oyunu İtalya'nın önemli şenliklerinden biri sayılan ve bu yıl 29.su yapılan Asti Teatro Şenliği'nde, 3 Temmuz 2007 gecesi Arca Azzurra topluluğu tarafından "La Maledizione del Cervo" adıyla sahnelendi.

Yaz Gibisi Var mı?

Murathan Mungan'ın son öyküsü "Yaz Gibisi Var mı?" adını taşıyor.

Dünyanın her yerinde entelektüeller korku nesnesidir

Altyazı dergisinin Temmuz - Ağustos 2007 tarihli 64. sayısında...

Sinema hakkında birçok şey

DIGITURK dergisinin Temmuz 2007 tarihli sayısında...

Sinemaya büyülenmek için gidiyorum

Total Film dergisinin Haziran 2007 tarihli 5. sayısında...

Filmleri hayatımızla seyrederiz

Milliyet Sanat Dergisi'nin Haziran 2007 tarihli 579. sayısında...

Zamanlarüstü İmgeler

Altyazı Dergisinin Mayıs 2007 tarihli 62. sayısında...

Görselliğin Kesinliği ve Eskittiği

Gösteri dergisinin Nisan 2007 tarihli 289. sayısında...

Geyikler Lanetler İtalya sahnelerinde

Floransa'nın önemli ve saygın topluluk- larından Arca Azzura Tiyatrosu, Murathan Mungan'ın Geyikler Lanetler oyununu...