Meraklar, sorular, sözler

Hem "Aylık yazı"nın gecikmesine yönelik olarak, hem de sitenin gereken hızda ve yoğunlukta ilerlemediğine ilişkin haklı yakınmalar geliyor. Bu durumun ortaya çıkmasında, başta benim yoğun çalışma tempom olmak üzere, sayılabilecek birçok etken var. Yakında sitenin yönetim panelinin el değiştireceğini ve yeni yüklemeler yapılacağını söyleyebilirim. Bu yeni süreçle birlikte, ben de en az sizler kadar işleyişin hızlanacağını umuyorum.

Başlıktan da anlaşılacağı gibi, birikmiş sorulara ve artan meraklara yönelik bir yazı olacak bu.
Israrlı soruların ilkini yanıtlayayım: Önemli engeller çıkmazsa, 2007 içinde yayımlanabileceğine kesin gözüyle baktığım üç kitap üzerinde yoğunlaşmış durumdayım: Kâğıt, taş, kumaş, Kullanılmış Biletler, Yedi Kapılı Kırk Oda.

İlki, üç oyundan oluşan bir oyun kitabı. İkincisi, yıllardır sinema üzerine yazdığım birçok deneme ve eleştiri yazısını içeren hacimli bir kitap. Üçüncüsü ise, adından da anlaşılacağı gibi, hem yedi öyküden oluşan, hem Kırk Oda ve Üç Aynalı Kırk Oda'nın izini süren bir öykü kitabı.
En azından bir önceki "aylık yazı"dan adları bilinen bu üç kitap, Elli Parça içinde gelecek sözü verilmiş kitaplardır.
Kurduğum sayaç akıyor.

***

Bu sıralar, Kağıt, taş, kumaş'ın ikinci halkası olan Taşın gölgesinde oyununun üzerinden son bir kez daha geçtim ve yararını bir kez daha somut olarak gördüğüm şu yöntemi, yazan, yazmak isteyen, bana bu konuya ilişkin sorular soran genç arkadaşlarla paylaşma gereği duyuyorum: Bir metin bittikten sonra, mutlaka kaldırıp bir kenara koyun, yüzüne hiç bakmayın; metnin ikliminin dışına çıkana, ayrıntılarını unutana, sizin için yabancılaşana kadar zamana bırakın; bir süre sonra tarafsız bir kalple elinize alıp, yenilenmiş gözlerle okuduğunuzda, gördüklerinize güvenin: Yazdığınız metin budur.

Ben de Taşın gölgesinde'yi yeniden okuduğumda, elbette küçük dokunuşlar, kimi düzeltmeler; bazı yerlere yoğunluk kazandırmak amacıyla, kimi eklemeler yaptım. Metni okuttuğum arkadaşlarımın izlenimleri doğrultusunda sağlamlaştırma gereği duyduğum birkaç ufak şeyle dolgu sıkılaştırdım. Ki, bunlardan bir tanesi, seyirciye açıklamakta yetersiz kalan bir sahneye berraklık kazandırmak bakımından önemliydi. Dahası, finale yeni ve güçlü bir unsur daha ekledim ki, bu, benim yazarlığımın, metnin çemberini, başladığı yerde düzlem atlatarak kapatmak tutumuma pek yakıştı.
Kitaplaşmadan önce elbet bir kez daha okunacaktır bu oyun, ama bir yazarın, öncelikle kendisine, "Tamam, bitti," diyebilmesi gerekir. Bir metnin bittiğini size kimse söyleyemez. Sizin demenizle de bitmez. Bunu, metnin kendisi söyler.
Onu duymasını bileceksiniz.

***

Kitaptaki oyunların, "kâğıt" ve "taş"tan sonra kumaş üzerine olan üçüncüsünün üzerinde yoğun olarak çalışmaktayım şu sıralar. İlk üç sahnesi tamamlandı; gerisini sürdürüyorum.
Üç oyundan oluşan bu kitabı, günümüzde oyun yazmak üzerine, benim oyun yazarlığımdaki duraklama üzerine, bu oyunlardaki yeni bir tiyatro grameri arayışım üzerine kısa bir önsözle açarak, bunların bendeki önemini vurgulamak istiyorum. Kurmaca türü kitaplarımın hiçbirinde "önsöz" olmadığı düşünülecek olursa, duyduğum bu vurgu yapma gereği daha iyi anlaşılır sanıyorum.

Bu arada, bu sitenin takipçilerini öncelikli bir bilgiyle ödüllendirmek isterim: Henüz tamamlanmamış olan Kağıt, taş, kumaş'ın, 2008'de, üstelik önemli bir yabancı topluluk tarafından sahnelenme olanağı doğdu. Kesinleşmese bile, hayali hız veriyor.
İkinci haberim de kendimden, bu oyunlar için kapandığım yoğunluk, bana yeni bir oyunun kapılarını açtı. Zaten bende hep öyle olmuştur; kapandığım her metinden başka bir kapının ışığı süzülmeye başlamış, beni kendine ve yeni bir işin içine çekmiştir. Hadi adını da söyleyeyim: İmgelerin Soyaçekimi. Doğunun hafızasını konu edinen bir oyun olacak bu. Bu kez sahne aracılığıyla resim yapmayı deniyorum. Dört anlatıcım yola çıktı bile. Geyikler Lanetler boyutlarında bir oyun olacağını sanıyorum.

***

Oyun yazarken, metin kurarken, tiyatro sanatı üzerine yeniden düşünürken, insan ister istemez tiyatro kitaplarına döner. Bilgi tazelemek, belleği havalandırmak, kendini ve dünyayı gözden geçirmek gerekir. Bu nedenlerle şu sıralar el attığım kitaplar arasında, Peter Brook'un, Metin Balay'ın çevirisiyle, Yapı Kredi Yayınları arasında çıkan Açık Kapı'sını özellikle anmak isterim.
Tiyatro, ilgi alanınız değilse bile, bu kitabı mutlaka okuyun! Uğraşı ne olursa olsun, seksen yaşında birinin, yaşadıklarını, deneyimlerini, biriktirdiklerini damıtmadaki ustalığına, anlatım berraklığına, görme duruluğuna şaşmamak elde değil. Peter Brook'un söyledikleri, hem tiyatro ve sanat üstüne bir derinlik, bir ufuk kazandırıyor okuyana, hem de insanlara kendi alanlarına taşıyabilecekleri yaklaşım ölçütleri ve hayat bilgisi sunuyor.

Okuyanlar bilir, Bir Kutu Daha adlı kitabımda, "Balthus'un Anılar'ı Nedeniyle" başlığını taşıyan bir deneme vardır. Brook'un bu kitabı, belki de deneyimlerini ve ustalaşma süreçlerini, ciddi bir anlatı zenginliğine dönüştürmedeki benzerlikleri nedeniyle bana Balthus'un kitabını çağrıştırdı. Her ikisinde de deneyim zenginliği, yaşlılığın bilgeliği, duru, süzülmüş bir anlatımla, güç elde edilir bir berraklıkla cisimleşiyor. Yalnızca resim, tiyatro, sanat konusunda değil, hayat hakkında da derin ve sağlam sözler taşıyan söz konusu bu kitapların arka arkaya okunmasını salık veririm.
Gençleşeceksiniz.

***

Meraklıları soruyor: "Bu yazılar nereye bağlanacaklar?" diye.
Bir süredir, "Altyazı" ve "Milliyet Sanat" dergilerinde yayımlanan "melodram" üzerine yazılar, Kullanılmış Biletler kitabının, "melodram"ı bir tür olarak konu alan "Kadife Perde" başlıklı bölümünü oluşturuyor. Genellikle, benim gazete ve dergilerde yayımlanan yazılarım, gündem takibiyle kaleme alınmış yazılar olmayıp, o sıralar oluşturmakta olduğum kitapların parçalarıdır; onlar, kendi gündemlerini izlerler.

Nitekim geçtiğimiz aylarda "Birgün" gazetesinin pazar ekinde yayımlanan "Bronz Tanrıça" başlıklı yazı da, bu çeşit kendi gündemini izleyen yazılarımdan biriydi. İleride yer alacağı kitabın içinden sesleniyordu. Aynı izlek ve yaklaşımla Amerikalı şair Langston Hughes'u konu edinen bir diğer "akraba" yazıyı da, okur katında süreklilik göstermesi bakımından, gene "Birgün" gazetesine vereceğimi belirtmek isterim.

Gazete yazıları nedeniyle değinmek istediğim bir diğer konu da şu: Kimi okurlar, dergilerde yayımlanan yazılara, şiirlere ilişkin haberlere yer verilirken, gazetelerdeki yazı ve söyleşilerden söz edilmemesi konusunda haklı bir eleştiri getiriyor. Bundan böyle, bunlara ilişkin haberlerin de sitede yer alacağını belirtelim.

***

Yakından izleyenler bildiği gibi, uzun süredir dergilerde şiirlerimle görünmüyordum. Birdenbire ard arda "Mühür", "Gösteri", "Sözcükler" dergisinde yayımlanan şiirlere şaşırdıklarını belirtenler için, şunları söyleyebilirim: Ben, edebiyatın, dergi geleneğiyle iç içe geliştiği bir kuşağın edebiyatçısıyım. Dergiler, bizim ilk heyecanlarımızdı. Onlar bize, toyluk zamanlarımızdan başlayarak, kitaba giden yolu açmışlardır. Dolayısıyla, edebiyat, kültür-sanat dergileriyle aramızda her şeyden önce bir "gönül bağı" vardır. Ne ki, yakın bir tarihe kadar olan şuydu: Dergilerde yayımlanan şiirler, hemen o yıl çoğu izinsiz olarak ve ehil olmayan eller tarafından hazırlanan özensiz antolojilerde, içinde yer almak isteyip istemediğimiz bile sorulmaksızın kullanılıyor; maddi ve manevi haklarımız gaspediliyordu. Yazdığımız her şiir, emeksiz kotarılmış işlerle kolay ticaret yapan kirli iştahların yağmasına uğruyordu. Yasal kazanımlar sonucu, şimdilerde, "eser sahibinin" kendi yapıtı üzerindeki maddi, daha önemlisi "manevi" hakkı tanınmış oldu; telif uygulamaları yürürlüğe girerek bunu izne bağladı. Bundan böyle, kimlerle birlikte "hatıra fotoğrafı" çektirmek isteyecekleri, kimlerle yan yana anılmak isteyecekleri şairlerin, yazarların kendisine sorulacak. En azından kimin, hangi amaç, nasıl bir emek ve birikimle hazırladığını bildiğiniz; adına ve edebiyat geçmişine saygı duyduğunuz kişilerin seçkilerinde yer almak hakkınızı kullanmış olacaksınız. Bir talan toplumu için az kazanım değil bu.

Dergilerden uzak durmak isteyişimde ikinci bir etken de, internetle ilgilidir. İnternette bir dolu site, son derece özensiz bir biçimde gelişigüzel şiirler yayımlamaktadır bugün. Öncelikle şunu söyleyeyim: Ben, şiirin internetten okunacağına inananlardan değilim. Şiir kitaptan okunur; kendi bütünlüğü içinde, dizilişiyle, noktalamasıyla; dize aralarında ya da sayfa kenarlarında, altta ya da üstte bırakılan tasarlanmış boşluklarıyla; hatta kitap içindeki yeriyle, bir önceyi, bir sonrayı hesaplayan sıralama mantığıyla birlikte okunur. Şiirimi, internetten okuyup da, kalbini kazanacağım okur eksik kalsın, istemem!

Bu siteleri hazırlayan kişilerin çoğu, benim gibi, bir şiirde, azıcık içerden başlayan ikinci dizenin, birinci dizesinin hangi harfinin altına gelmesini bile bir hesaba ve mantığa bağlayan, buna karar vermek için bile, geceler boyu emek, zaman, dikkat harcayan şairlerin, özenini, duyarlılığını hiçe sayarak rastgele diziveriyor; sizin küçük harf ya da büyük harf tercihlerinizi, noktalama dikkatlerinizi, gözettiğiniz yazım ilkelerinizi gözardı edebiliyor. Şiirde hangi bölümün yan sayfaya geçerek bir durak yaratacağı sayfa üzerinde belliyken ekranda sıkıştırılıp yok sayılıyor. Ya da benim birçok şiirimde olduğu gibi, anlam çoğaltması bakımından hem bir öncekine, hem bir sonrakine bağlandıkları için mutlaka birlikte okunması gereken dizeler, internette ekran dibine rastgeldiğinde, anlam seyrelmesine, takip bütünlüğü kaybına uğruyor. Dahası, bu siteler, şiirleri internete aktarırken, dize atlayabiliyor, bir sözcüğü yanlış yazabiliyor, sözcükler arasındaki amaçlanmış boşlukları kapatıyor ve bütün bu yapılanları. "şiir" uğruna yapılmış "hizmetler" sanabiliyorlar.

Örneğin, önümüzdeki yıllarda yayımlamayı düşündüğüm Aşk adlı kitabımda yer alacak olan, zamanında "Öküz" dergisinde yayımlanmış bulunan birkaç kısa, şiirsel metnimin, içinden seçilen iki paragraf, internetteki dolaşım sıklığı nedeniyle, artık sadece "o kadarıyla" biliniyor. Bu "parçalanmış" metinler, bugün o iki paragrafın öncesi ve sonrasıyla bağlantılarından koparılmış olmanın yarattığı boşluk içinde yüzüyor internet dünyasında. Tek kusurları, zamanında bir dergide yayımlanmış olmaları.

Sevdiğiniz ya da sevdiğinizi sandığınız ya da sevmesini bilmediğiniz bir şaire, yazara zarar vermenin, çeşitli yolları vardır ve unutmamalıdır ki, her zaman cehalet, iyiniyetten daha güçlüdür.
Bir şair, dergilere şiirlerini verirken kimi ölçütler gözetir. Kimi şiirler arasında izlek bütünlüğü, ses ortaklığı, kurulan yapı ve söylem özellikleri bakımından kurulabilecek özel akrabalıklar vardır. Örneğin, "Gösteri" dergisinde yayımlanan şiirlerimle, "Sözcükler"de yayımlanan şiirlere bakılacak olursa, hemen görülür ki, her birindeki şiir öbeği, kendi içinde bir tür akrabalık ilişkisi oluşturmuşken, ötekiyle arasında en azından "kitap farkı" durur. Şair, onların birlikte okunmasından ortaya çıkacak olan ortak sese, üst cümleye ve söyleme; beraberliklerinden kurulan atmosferde iz sürdüğü temel izleklere dikkat çekmek istemiştir. Onları kitap yapmak için bir araya getirirken, nasıl kullandığı kimi ölçütler varsa, dergilerde yayımlarken de kullandığı bunun gibi ölçütleri vardır. Ve bazen şiirler, yalnızca tek başlarına değil, yanındaki, üstündeki, altındaki şiirin ruhundan ve sesinden aldığı yardımla da bir üst ses, bir üst söylem oluşturur; izleğini, derdini cisimleştirir.

İnternet sitelerindeyse bugün, her şiirin bir diğerinin enkazı altında kaldığı tam bir yığışma hali var. İnsanlar orada şiir okumuyor, "okkalı laf" arıyor, "özlü ve güzel sözler" devşiriyor, "mısra avcılığı" yapıyor.

***

Bu ay "Birikim" dergisinde yayımlanan yazım nedeniyle sıkça sorulan sorulardan biri de, "Birikim"de yazmayı sürdürüp sürdürmeyeceğim...
Murathan'95'te yayımlanan "Devrimci Olmak Üzerine" yazımın öyküsünü bilenler, "Birikim" dergisinin benim ilk gözağrım olduğunu da bilirler. Yola çıktığım ilk önemli duraklardandır. Son sayısında yayımlanan "Yüzleşme Korkusu" başlıklı yazım, Son Bir Kutu Daha adlı deneme kitabımın sanırım ilk yazısı olacak. Bu yazıyı izleyen diğer yazıların bir bölümünü gene "Birikim"e vermeyi düşündüğümün şimdiden bilinmesini isterim.

***

Geçen ayki yazımda sözünü ettiğim Kadından Kentler kitabı üzerine ilişkin sorulan sorular bağlamında şunu söyleyebilirim: Önümüzdeki ay yayım dünyasına atılacak  olan Semih Gümüş yönetimindeki "Notos" dergisinin ilk sayısına verdiğim "Samsun sigarası, tütün balyaları, Tamaron" adlı öykü dışında, bu kitapta yer alan öyküleri, dergilerde yayımlatmayı düşünmüyor, tümünün birden okur karşısına çıkmasını amaçlıyorum.

***

Bu arada Istanbul Belediyesi'nin hazırladığı bir tür "Istanbul Rehberi" sayılabilecek bir kitap için "Istanbul Şarkıları" başlıklı bir yazı yazdım. Herkesin yazılarında ayrı bir yönüyle ele aldığı Istanbul'u, ben şarkılarıyla andım. Yazının girişi şöyle:

"Istanbul şarkıları dendiğinde, önümüzde öyle uçsuz bir atlas açılır ki, karşısında bir tür baş dönmesine kapılmamak mümkün değildir. Bu durum, yalnızca Istanbul'a ilişkin şarkı ve türkülerin sayıca çok oluşlarıyla açıklanamaz. Aynı zamanda çocukluğumuzdan, yeniyetmeliğimizden başlayarak, hayatımızın çeşitli ve önemli anlarına eşlik eden, geçmişimizin bir parçası olmuş bu şarkıların, bize hatırlattıklarının, uyandırdığı çağrışımların, içimizde yokladıklarının; imgelemimizi harekete geçiren, benliğimize neredeyse habersiz yerleşmiş gücünün de eseridir. Kimi zaman açık bir radyodan kulağımızda kalmış, kimi zaman gittiğimiz bir gazinoda söylenmiş, bir pazar günü bahçe sinemalarının birinde "fasıl heyeti" tarafından icra edilmiş; bazen bir düğünde birlikte el çırptığımız; kimini plaklardan, kimini filmlerden sevdiğimiz nice şarkı nedeniyle Istanbul, içinde yaşamayanların bile "nostalji" öznesi olmuştur."

İkinci olarak, Türk Sanat Müziği'nin büyük ve usta yorumcusu Mediha Demirkıran'ın kasım ayı içinde yayımlanacağı söylenen CD'si için, "Mediha Demirkıran'a Saygı" başlıklı bir kartonet yazısı yazdım. O yazının girişi de şöyle:

"Günümüzde gelişigüzel ve sorumsuzca kullanıldığı için tanım gücü taşıyan birçok sözcük anlam, kıymet ve itibar kaybına uğradı. Ucuz yakıştırmalarla tüketilen "sanatçı", "megastar", "duayen", "diva" gibi nitelendirme sözcükleri, ne yazık ki, bu sıfatların hak edildiği durumlarda kullanılma hakkını elimizden aldı. Bir toplumda elinizi her kaldırdığınızda, yüz tane "sanatçı"ya, elli tane "duayen"e çarpıyorsanız, bunların "hakiki"lerinden söz ederken, haliyle ne diyeceğinizi bilemiyorsunuz.

"Bu nedenle, Türkiye'nin gelmiş geçmiş en büyük seslerinden biri olan Mediha Demirkıran'ın, Türk Sanat Müziği'nin "diva"larından biri olduğunu söylediğimde, bu sözün gerçek anlamıyla ve değeriyle anlaşılmasını isterim.

"Bunca yıl adının ve sesinin gözlerden saklı kalmış olması; şimdiki kuşaklar tarafından tanınıp bilinmemesi, onun önemini, değerini azaltmaz. Bu, kendi kültürel mirasına sırtını dönerek, değerlerini ve hafızasını gündelik modaların hızına emanet eden toplumumuzun ayıbıdır."
Mediha Demirkıran'a bir kez de burada dikkat çekmek isterim.

Son zamanlarda yazdıklarımı böyle bir bir sayarak aslında şunu söylemeye çalışıyorum: Aylık yazıyı geciktirdiğim için bana sitem edenler, gördüğünüz gibi hiç boş durmadım.

***

Daha önce belirtildiği halde, şiirlerini, öykülerini okuyup değerlendirmem için, ısrarla bana göndermeyi sürdüren arkadaşlara bir kez daha seslenme gereği duyuyorum: Bu yoğun çalışma temposu içinde buna ayıracak bir zamanımın olmadığının artık anlaşılmış olmasını umuyorum. Aynı uyarı, kısa metinlerini, şiirlerini, sitenin "Konuk Defteri'nde yayımlanması amacıyla gönderenler için de geçerlidir. Görüldüğü gibi, sitenin o bölümü, yalnızca bir mesaj bırakma kutusudur.
Benimle kişisel olarak yazışmak amacıyla "mail" gönderen, mesaj bırakanların da aynı şekilde bilmesi gerekir ki: Her mesajı tek tek yanıtlamam, her gelen "mail"e yanıt vermem olanaksızdır. Bana ulaştırılanlar içinde, "gerekli gördüklerimi" belli bir sıralama içinde yanıtladığımı, benden yanıt alanlar zaten biliyorlardır.

Birçok üniversitede, benim şairliğim ya da yazarlığımla; şiirlerim, öykülerim, oyunlarımla ilgili çeşitli düzeylerde tez hazırlayan arkadaşlar olduğunu biliyorum. İlgileri, sevgileri; bana ayırmaya gönüllü oldukları zaman ve emek için elbette herkese gönülden teşekkür ederim. Ama benimle ya da konularıyla ilgili işlerine yarayacak ölçüde basında, dergilerde, kitaplarda; üniversite çalışmaları arasında yer almış çok sayıda söyleşi ve yazı bulunmaktadır. Yazık ki, arkadaşların bir bölümü, yeterli araştırmayı, arşiv taramasını yapmadan, üstelik zaten çoğu önceden çeşitli nedenlerle orada burada yanıtlanmış, hiçbir yeniliği olmayan sorularla, doğrudan bana ulaşmaya çalışmakta, daha doğrusu kendi işlerini "başkasına" yaptırmaya kalkışmaktadırlar. Biri üzerine tez yapmanın ilk koşulu, onun bütün yazdıklarını okumak; kendi söyledikleriyle, hakkında söylenenlere ilişkin kapsamlı bir araştırma yapmaktır.

Siteye ilişkin ilerideki amaçlarımızdan biri, benimle ilgili yazı ve söyleşilerin bir bölümünü buraya yükleyebilmek, meraklıların ve tez hazırlayanların bu anlamda işlerini kolaylaştırabilmektir.
Aynı biçimde oyunlarımdan seçtikleri parçalarla ya konservatuvara ya da oyuncu seçmelerine hazırlanan kimi arkadaşlar da, rollerin çözümlemesi için yazarından birebir yardım talebinde bulunmaktadırlar.

Yeni şiirler, öyküler, romanlar, anlatılar, oyunlar, yazılar yazabilmem için, kendime ayıracak daha fazla zamana ihtiyacım olduğunun, enerjimi ve dikkatlerimi tutumlu kullanmam gerektiğinin bilinmesinde bir kez daha yarar görüyorum.

Bir yazara sahip çıkmanın yollarından biri de, onun zamanına özen ve saygı göstermek değil midir?

Kasım 2006




Yaz ekinoksunda paralel evrenler

Herkes için sıcak geçen bu yaz, çeşitli nedenlerle benim için iki kez, hatta üç kez sıcak geçiyor… Gündelik yaşamımda haline yoluna koymam gereken dağınık düzen onca şeyin ağırlığıyla katediyorum yazı, sıcağı, günleri... Hayır, sözü yine "Aylık Yazı"ların gecikmesine, bunun nedenlerine bağlayacak değilim; bunu artık biliyorsunuz, sanırım kabullendiniz de...

yasakmeyve'de "yükdüşüm"

İki ayda bir yayımlanan "yasakmeyve" dergisinin Temmuz-Ağustos 2010 tarihli 45. sayısında...

Varlık'ta 3 Şiir

Varlık dergisinin Temmuz 2010 tarihli 1234. sayısında...

İkinci kez Cunda Adası'nda

Murathan Mungan ilk kez "Paranın Cinleri" nedeniyle 2006 yılında konuğu olduğu Türk Edebiyatı Çevirmenleri Cunda Atölyesi'ne 20 ve 21 Haziran 2010 tarihlerinde bu kez şiirleriyle konuk oldu.

kitap-lık'ta 8 şiir

kitap-lık dergisinin Temmuz-Ağustos 2010 tarihli 140. sayısında...

Sözcükler'de bir kez daha 9 şiir

İki aylık edebiyat dergisi Sözcükler'in Temmuz - Ağustos 2010 tarihli 26. sayısında...

Yakın dostum uzak akrabam Ang Lee

Altyazı Dergisinin Mayıs 2010 tarihli 95. sayısında...

Kadından Kentler Almancada

Murathan Mungan'ın Kadından Kentler adlı öykü kitabı şubat ayı içinde Almanya'da "Städte aus Frauen" adıyla yayımlandı...

227 Sayfa'dan son notlar

İki aylık edebiyat dergisi "Notos"un Nisan - Mayıs 2010 tarihli 21. sayısında...

Katlanmış yirmi parça kâğıt

Milliyet Sanat Dergisi'nin Mart 2010 tarihli 612. sayısında...

227 Sayfa'dan Parçalar

kitap-lık dergisinin Mart 2010 tarihli 136. sayısında...

227 Sayfa'dan Notlar

Varlık dergisinin Mart 2010 tarihli 1230. sayısında...

Almancada bir söyleşi kitabı

"Akademie der Künste" ile "Goethe Institut"un ortak yapımı olan "Zeitgenössische Künstler aus der Türkei" adlı kitapta...

Yeni Kağıt Gemiler

İki aylık edebiyat dergisi "Notos"un Şubat - Mart 2010 tarihli 20. sayısında...

"Şiir Kitabım"dan 12 parça yazı

İki aylık şiir dergisi yasakmeyve'nin Ocak-Şubat 2010 tarihli 42. sayısında...

Katlanmış yirmi bir parça kâğıt

Milliyet Sanat Dergisi'nin Şubat 2010 tarihli 611. sayısında...

"Binali ile Temir" Şehir Tiyatroları'nda

Murathan Mungan'ın Cenk Hikayeleri kitabında yer alan "Binali ile Temir" adlı hikayesi Yıldırım Fikret Urağ rejisiyle Istanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Kadıköy Haldun Taner Sahnesi'nde 20 Ocak 2010 tarihinden başlayarak sahnelenmeye başlandı.

Beş kısa yazı

Kaos GL dergisinin Ocak - Şubat 2010 tarihli 110. sayısında...

Gösteri dergisi'nde üç şiir

Gösteri dergisi'nin Sonbahar (Eylül-Ekim-Kasım) 2009 tarihli 299. sayısında...

kitap-lık'ta 4 şiir

kitap-lık dergisinin Kasım 2010 tarihli 134. sayısında...

Katlanmış yirmi parça kâğıt

Milliyet Sanat Dergisi'nin Ocak 2010 tarihli 610. sayısında...

Sözcükler dergisinde yine 9 şiir

Sözcükler dergisinin Ocak - Şubat 2010 tarihli 23. sayısında...

Katlanmış altı parça kâğıt

Milliyet Sanat Dergisi'nin Aralık 2009 tarihli 609. sayısında...

Kâğıt Gemiler

ki aylık edebiyat dergisi "Notos"un Aralık 2009 - Ocak 2010 tarihli 19. sayısında...

kitap-lık'ta 6 şiir

kitap-lık dergisinin Kasım 2009 tarihli 132. sayısında...

Varlık'ta yine 4 Şiir

Varlık dergisinin Kasım 2009 tarihli 1226. sayısında...

Sözcükler'de 7 şiir

İki aylık edebiyat dergisi Sözcükler'in Kasım-Aralık 2009 tarihli 22. sayısında...

Katlanmış dokuz parça kâğıt

Milliyet Sanat Dergisi'nin Kasım 2009 tarihli 608. sayısında...

Katlanmış yirmi parça kâğıt

Milliyet Sanat Dergisi'nin Ekim 2009 tarihli 607. sayısında...

Katlanmış on üç parça kâğıt

Milliyet Sanat Dergisi'nin Eylül 2009 tarihli 606. sayısında...

"Trabzon Burması" eXchanges'da

Altbaşlığı "Journal of Literary Translation" olan eXchanges, 2003'ten beri çeviri edebiyat yayını yapan bir internet dergisidir...

"Islık"

Notos Öykü dergisinin Haziran / Temmuz 2009 tarihli 16 sayısında Murathan Mungan'ın bu yıl yayımlanacak...

Çador İtalyancada

Murathan Mungan'ın Çador adlı kitabı Fransa, Almanya'dan sonra İtalya'da da yayımlandı. İtalya'nın saygın yayınevlerinden Giunti tarafından...

"Magma" Freitext dergisinde

Almanya'nın kendini "hibrid ve transkültürel bir açıdan toplumsal, kültürel gelişimlere bakan dergi" olarak tanımlayan...

"Mehtaplı Gecelerde Hep Seni Andım" İsveççede

İsveçte yayımlanan kültür ve edebiyat dergisi Karavan'ın, bir dosya olarak Istanbul'a ve Türk Edebiyatı'na geniş ölçüde yer ayırdığı son sayısında...

"Gizli Ben" Slovencede

Slovenya'daki Sodobnost International yayınevinin yayımladığı, Türk edebiyatından derlenmiş öyküler içeren "Zgodbe Iz Turcije" adlı seçkide...

"Sizden Saklı"

Murathan Mungan'ın Mırıldandıklarım kitabında yer alan "Sizden Saklı" adlı şiirinin Barbara Aktan tarafından yapılan...

Cinen Pereyan

Murathan Mungan'ın Felat Dilgeş tarafından Kürtçeye çevrilen Paranın Cinleri kitabı...

Murathan Mungan ile Söyleşi

"Türkiye'de Eşcinsel Olmak"

Kaos GL Derneği'nin Heinrich Böll Stiftung Derneği'nin desteğiyle "Türkiye'de Eşcinsel Olmak" başlıklı proje kapsamında yürüttüğü...

Beş yıllık kalkınma programı

Çocukluğumda hükümet programlarının, bütçe görüşmelerinin, Devlet Planlama Teşkilatı açıklamalarının değişmeyen sözlerinden biriydi "beş yıllık kalkınma planı"...

Pusulamda dört ibre

Yazı yazmak için, sözünüzü çoğaltıp sürdürmek için öncelikle kendinize yüksek yalıtımlı bir dünya kurmayı öğrenmeniz; dilediğiniz zaman dışarıdaki hayata katılıp dileğinizde kendi içinize kapanmak için kurduğunuz bu dünyanın kapılarını uygun ve hızlı biçimde açıp kapamayı öğrenmeniz gerekir...

Sakin görünen bir yaz

Dışarıdan bakıldığında hayli sakin görünen bir yaz yaşıyorum. Günlerin birbirine bağlanıp giden akışında her şey dingin görünüyor. Öte yandan her zamankinden çok daha fazla çalışıyorum sanki. Bakıyorum akşam olmuş. Bakıyorum sabah olmuş. Hani yaşamınızda bazı dönemlerin farklı başlangıçlar hazırladığını sezersiniz...

Ekim 2008'de Almanya

Çador'un Almanya'da yayımlanması, Doğu Sarayı'nın cep kitabı boyutunda yeni baskısının yapılması ve Frankfurt 2008 Kitap Fuarı'nın bu yılki "tema ülke"sinin Türkiye olması nedeniyle...

Çador Almancada

Murathan Mungan'ın Çador adlı kitabı Fransa'dan sonra Almanya'da Blumenbar yayınevi tarafından yayımlandı...

Doğu Sarayı'nın karton kapak baskısı

İçinde Murathan Mungan'ın üç öykü kitabından derleyip bir araya getirdiği beş öykünün yer aldığı Doğu Sarayı adlı kitabını...

İki Öykü Bir Müzikal Sahne Performansı

Müzikal sahne performanslarıyla tanınan Almanya'nın önemli topluluklarından Con Tempo, "4. Frankfurt Sonbahar Günleri için Yeni Kompozisyonlar" başlığı altındaki şenlik kapsamında, Murathan Mungan'ın Almancada Palast des Ostens ("Doğu Sarayı") adıyla yayımlanan öykü kitabında yer alan...

Hiza Halay Haset

Birikim dergisinin Aralık 2008-Ocak 2009 tarihli 236 ve 237. sayısında ...

kitap-lık'ta 4 şiir

kitap-lık dergisinin Ocak 2009 tarihli 123. sayısında...

Varlık'ta 4 şiir

Varlık dergisinin Ocak 2009 tarihli 1216. sayısında...

Çavuş'un Sırrı

Kaos GL dergisinin Ocak-Şubat 2009 tarihli 104. sayısında...

Katlanmış on iki parça kâğıt

Milliyet Sanat Dergisi'nin Ocak 2009 tarihli 598. sayısında...

Kerim

Mühür dergisinin Ocak-Şubat 2009 tarihli 23. sayısında...

Katlanmış yedi parça kâğıt

Milliyet Sanat Dergisi'nin Aralık 2008 tarihli 597. sayısında...

Hermes'in Kayıp Sözleri

Gösteri dergisi'nin Sonbahar (Eylül-Ekim-Kasım) 2008 tarihli 295. sayısında...

Sözcükler dergisinde 10 şiir

Sözcükler dergisinin Kasım-Aralık 2008 tarihli 16. sayısında...

Katlanmış on bir parça kâğıt

Milliyet Sanat Dergisi'nin Kasım 2008 tarihli 596. sayısında...

Müsamere Toplumu

Birikim dergisinin Ekim 2008 tarihli 234. sayısında...

Kötü Adam Kötü Kadın Aşkı Üzerine Küçük Bir Film

kitap-lık dergisinin Ekim 2008 tarihli 120. sayısında...

Varlık'ta 9 şiir

Varlık dergisinin Ekim 2008 tarihli 1213. sayısında...

Eşyanın Anahtar Olması

Notos öykü dergisinin Ekim-Kasım 2008 tarihli 12. sayısında...

İşler ve Günler

Nicedir günler işlerle tanımlanıyor yaşamımda. Hep bir ara durup soluklanmayı, sakinleşmeyi bekliyor, dünyaya ve kendime yavaş gözlerle bakacağım sakin günlerin gelmesini ümit ediyorum. Olmuyor. Kendi bildiğini akıyor hayat, içinin debisini....

Katlanmış sekiz parça kâğıt

Milliyet Sanat Dergisi'nin Ekim 2008 tarihli 595. sayısında Murathan Mungan'ın "Origami" adını verdiği köşesinde...

Kar Prensi, Maske

Farklı ülkelerden ünlü yazarların, şairlerin yapıtlarının profesyonel çevirmenler tarafından İngilizceye kazandırılmasıyla bir kültürlerarası buluşma çerçevesi kurmayı amaçlayan; 1994 yılından bu yana yılda bir kez yayınlanan ve her sayısını bir temaya ayıran Two Lines dergisinin...

Katlanmış on dokuz parça kâğıt

Milliyet Sanat Dergisi'nin Eylül 2008 tarihli 594. sayısında Murathan Mungan'ın "Origami" adını verdiği köşesinde...

Çador Fransızcada

Murathan Mungan'ın Çador adlı kitabı Fransa'nın önemli ve saygın yayınevlerinden biri olan Actes Sud tarafından Jean Descat çevirisiyle 2008 nisanında Tchador adıyla yayımlandı...

Erlanger Poetenfest

Almanya'nın Erlangen kenti belediyesi Kültür Dairesi'nin her yıl düzenlediği "Erlanger Poetenfest" edebiyatın değişik alanlarında farklı biçimlerdeki arayışlara, yönelimlere yer veren ünlü bir edebiyat festivali...

Rüzgârlı günlerden sonra

Bilindiği gibi son kitabım Kadından Kentler nedeniyle 10 Nisan'da başlayıp 31 Mayıs'ta sona eren on altı kenti kuşatan geniş bir Anadolu turuna çıktım. Bu kadarı gerek basın-yayın organlarında yer alan haber ve söyleşiler nedeniyle, gerekse de sitede yayımlanan duyurulardan ötürü çoğu kişi tarafından biliniyor...

Çador Almancaya geliyor

Murathan Mungan'ın Çador adlı kitabı Fransa'dan sonra önümüzdeki aylarda Almanya'da da yayımlanıyor...

İtalyan yapımı Geyikler Lanetler İstanbul Tiyatro Festivali'nde

Istanbul Kültür Sanat Vakfı'nın düzenlediği Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivali'nin bu yılki konukları arasında İtalya'nın en önemli özel tiyatrolarından biri olarak kabul edilen Floransa'dan Arca Azzurra Teatro topluluğu da bulunuyor. Murathan Mungan'ın Geyikler Lanetler oyununu "La Maledizione del Cervo" adıyla İtalyanca olarak sahneleyecek olan Arca Azzurra Teatro

Yaz ekinoksunda paralel evrenler

Herkes için sıcak geçen bu yaz, çeşitli nedenlerle benim için iki kez, hatta üç kez sıcak geçiyor... Gündelik yaşamımda haline yoluna koymam gereken dağınık düzen onca şeyin ağırlığıyla katediyorum yazı, sıcağı, günleri... Hayır, sözü yine "Aylık Yazı"ların gecikmesine, bunun nedenlerine bağlayacak değilim; bunu artık biliyorsunuz, sanırım kabullendiniz de...

İkinci kez Cunda Adası'nda

Murathan Mungan ilk kez "Paranın Cinleri" nedeniyle 2006 yılında konuğu olduğu Türk Edebiyatı Çevirmenleri Cunda Atölyesi'ne 20 ve 21 Haziran 2010 tarihlerinde bu kez şiirleriyle konuk oldu...

Ekim 2008'de Almanya

Çador'un Almanya'da yayımlanması, Doğu Sarayı'nın cep kitabı boyutunda yeni baskısının yapılması ve Frankfurt 2008 Kitap Fuarı'nın bu yılki "tema ülke"sinin Türkiye olması nedeniyle...

2010 Sonuna Kadar Düzyazı

Başlığı biraz uzatmak adına "2010 Sonuna Kadar Dere Tepe Düzyazı" da diyebilirdim.
Kimi zaman işimle ilgili bazı yeni öneriler geliyor bana. Hemen herkese biraz esprili bir dille şu yanıtı veriyorum: "Değil yeni bir projeye kalkışmak, 2010 Sonuna kadar kimselere selam bile verecek durumda değilim."...

kitap-lık'ta 1 şiir

Kitaplık dergisinin Şubat 2008 tarihli 113. sayısında...

Bir kitap bitirdiğinde, bir köşede durduğunda

Beş yıllık bir çalışmanın sonunda Kadından Kentler'i bitirdim. Kitap formatında alınan 300 sayfaya yakın bilgisayar çıktısı duruyor şu an masamın üzerinde. Bugüne dek kim bilir kaç kez okunmuş öyküler, şimdi iki adım geri çekilerek topluca okunmanın uzak gözleriyle bir kez daha didik didik ediliyor...

Katlanmış on parça kâğıt

Milliyet Sanat Dergisi'nin Şubat 2008 tarihli 587. sayısında Murathan Mungan'ın "Origami" adını verdiği köşesinde...

Katlanmış on altı parça kâğıt

Milliyet Sanat Dergisi'nin Ocak 2008 tarihli 586. sayısında Murathan Mungan'ın "Origami" adını verdiği köşesinde...

Ormancini

Notos Öykü dergisinin Aralık 2007 tarihli 7. sayısında Murathan Mungan'ın "Ormancini" yayımlanmıştır...

"İki dağ arasında ezilmeden"

Milliyet Sanat dergisinin Aralık 2007 tarihli  585. sayısında Gülten Akın'ın...

Aralık 2007

Bugüne dek bir şair-yazar olarak yaşadım. Bugünden sonra da öyle yaşamak ve bir şair-yazar olarak ölmek isterim.
Bugüne dek hiçbir koltukta, makamda, mansıpta, iktidar çeşidinde gözüm olmadı. Günümüzün moda deyişiyle "sözde" belediye başkanlığı adaylığımla ilgili yapılan bir esprinin...

Viyana'da Okuma Programı

Avusturya'nın önemli kültür kurumlarından biri kabul edilen Alte Schmiede - Kunstverein Wien'in konuğu olarak Viyana'ya giden Murathan Mungan, 10 Kasım Cumartesi günü saat 18.00'de Theater Odeon'da Börte Sagaster'in sunumuyla katıldığı programda...

Viyana'da Sonbahar

İçinde Murathan Mungan'ın da yer aldığı Türkiye'den bir grup yazar, 8-12 Kasım 2007 tarihleri arasında Avusturya'nın önemli ve alternatif kültür kurumlarından biri kabul edilen Alte Schmiede - Kunstverein Wien'in konuğu olarak Viyana'da bir dizi okuma ve söyleşi etkinliğine katılacaklardır.

kitap-lıkta 9 şiir

kitap-lık dergisinin Kasım 2007 tarihli 110. sayısında Murathan Mungan'ın "Rıh ve Gazel"...

Edebi Maratoncu

Time Out İstanbul dergisinin Kasım 2007 tarihli 7. yıl 11. sayısında...

Başka bir yerden konuşmak

Üç ayda bir yayımlanan aralık dergisinin Ekim-Kasım-Aralık 2007 tarihli 1. sayısında...

Kırk Oda hikayelerinin Şehrazat'ı gibi

Tempo dergisinin 25 Ekim 2007 tarihli 43. sayısının Kitap Eki'nde...

Aşk ve Fotoğraf

Gösteri dergisinin Sonbahar (Eylül-Ekim-Kasım) 2007 tarihli 291. sayısında Murathan Mungan'ın "Aşk ve Fotoğraf" başlıklı metninden üç bölüm yayımlanmıştır...

Barselona Politik Filmler Festivali

Murathan Mungan, 27 Eylül ve 2 Ekim tarihleri arasında bu yıl üçüncüsü yapılan Barselona Politik Filmler Festivali'nde jüri üyesi olarak görev yaptı...

Kanadının Altında

Notos Öykü dergisinin Ekim-Kasım 2007 tarihli 6. sayısında Murathan Mungan'ın "Kanadının Altında" başlıklı bir metni yer almaktadır...

Sözcükler'de 8 şiir

Sözcükler dergisinin Eylül-Ekim 2007 tarihli 9. Sayısında Murathan Mungan'ın "Güzel boş", "Gözleriniz de", "Çeki", "İhmal", ...

Paranın Cinleri Yunancada

Murathan Mungan'ın Paranın Cinleri kitabı, Anthi Karra çevirisiyle nisan ayı içinde Yunanistan'da yayımlandı. Yazarın Lal Masallar, Son Istanbul, Üç Aynalı Kırk Oda, Kırk Oda, Geyikler Lanetler'den sonra, Yunanistan'da yayımlanan altıncı kitabı oluyor bu...

Asti Teatro Şenliği'nde "La Maledizione del Cervo"

Murathan Mungan'ın Geyikler Lanetler adlı oyunu İtalya'nın önemli şenliklerinden biri sayılan ve bu yıl 29.su yapılan Asti Teatro Şenliği'nde, 3 Temmuz 2007 gecesi Arca Azzurra topluluğu tarafından "La Maledizione del Cervo" adıyla sahnelendi.

Yaz Gibisi Var mı?

Murathan Mungan'ın son öyküsü "Yaz Gibisi Var mı?" adını taşıyor.

Dünyanın her yerinde entelektüeller korku nesnesidir

Altyazı dergisinin Temmuz - Ağustos 2007 tarihli 64. sayısında...

Sinema hakkında birçok şey

DIGITURK dergisinin Temmuz 2007 tarihli sayısında...

Sinemaya büyülenmek için gidiyorum

Total Film dergisinin Haziran 2007 tarihli 5. sayısında...

Filmleri hayatımızla seyrederiz

Milliyet Sanat Dergisi'nin Haziran 2007 tarihli 579. sayısında...

Zamanlarüstü İmgeler

Altyazı Dergisinin Mayıs 2007 tarihli 62. sayısında...

Görselliğin Kesinliği ve Eskittiği

Gösteri dergisinin Nisan 2007 tarihli 289. sayısında...

Geyikler Lanetler İtalya sahnelerinde

Floransa'nın önemli ve saygın topluluk- larından Arca Azzura Tiyatrosu, Murathan Mungan'ın Geyikler Lanetler oyununu...